|
Bir elinde çay bardağı diğer elinde sigarası olduğu halde iyi havada gülümserler, soğuk havada titrerler. Kafelerin içi boş ama dışı doludur.
Yine bir soğuk hava idi. Ben kafenin önünde durdum, elinde çayı ve sigarası olan düzgün giyimli bir beye sordum:
– Beyefendi, bu soğuk havada bir sigara içmek için dışarıda titremeye değer mi?
– Bakın hanımefendi ben 35 yıldır sigara içerim, bazı alışkanlıklar bıçak gibi kesilmez. Bu hükümet bizleri 2. sınıf vatandaş görerek sokağa attı. Bizler burada titreyerek alışkanlıklarımızı devam ettiriyoruz, yarın hasta olursak, bu defa neden aşı olmuyorsunuz diye tenkitlere maruz kalacağız. Her işin bir çözüm formülü vardır. Caddelerde binlerce araba egzozundan zehirli gaz saçarken kimse sesini çıkartmıyor. Sigara dumanına sıra gelince, kıyamet kopuyor. Bizi şimdi sokağa atanları önümüzdeki seçimlerde meclisin dışına attığımızda, sokağa atılmanın ne demek olduğunu anlayacaklar. İnşallah o günleri göreceğiz. İhtimal de olsa, olur mu olur, bekleyip göreceğiz.
* * *
Sabah evden çıkarken giydiğiniz pırıl pırıl elbise ile işe gitmek için mahalle arasından geçerken birden pat pat halı silkeleme sesi ve üstünüze tozlar yağmaya başlıyor, kafanızı kaldırıp yukarıya baktığınızda, sabahın erken saatinde cam ve balkondan yarı beline kadar aşağı sarkmış bayanla göz göze geliyorsunuz. Hanımefendi hiç istifini bozmadan gözünüzün içine baka baka elindekileri silkelemeye devam ediyor. Artık birbirimize olan saygımızı galiba yitirdik.
Duygu Yılmaz
|