İnsaf, dilimize Arap dilinden girmiştir. Bu sözcük “mantığa dayanan adalet (hak-hukuk) anlamındadır. Eğer insaflı bir kişi iseniz akıl ve mantık sizde vardır; ayrımcı, şahsi çıkarcı, bölücü değilsiniz demektir..
TÜRK MİLLETİ bu karakteri ile tarihte yerini almıştır.İnsaflı bir milletiz, hem de çoook.. O kadar ki gerçek niteliği ile bir hak-hukuk DİNİ olan İslamı İNSAFLA özdeşleştirmiştir :El insaf nıfsuddiiin…, (dinin yarısı insaflı olmaktır) diyerek insaf duygusuna vurgu yapmıştır, önemine ve gereğine inanmıştır.
“Amma velâkin” bir partimiz ki İsminde adalet ve de kalkınma mevcut ise de Siyaseten İNSAF’a “asla ve kat’a itibar” etmemiştir.
Üstelik kendisini dine hürmetkâr ( özde değil ) gibi göstererek hareket etmiştir, yani samimiyetsizdir. Cemiyetin ( devletin ) kabul ettiği usullere, Tüzük, yönetmelik, genelge özellikle de “(KANUN-İ ESASİ’ye)” sadaakat –kendi ifadelerine göre dinin de bir vecibesidir.
Halk idaresi ( Demokrasi) Kanun ve kuralların herkes tarafından kabul ve itibar gördüğü ve herkese eşit uygulandığı, partiye, guruba, taraftara, kişiye, lidere, yeniden yargılama ve istismar izni vermediği bir yönetim biçimidir.
Doğaldır ki yönetim değişikliği, kanun, tüzük değişikliği bir haktır, fakat istismar edilirse bugün olduğu gibi ANARŞİ doğar. Toplum parçalanır. YENİ bir yasa yürürlüğe girinceye kadar önceki yasa AYNEN ve tam uygulanır, aksi takdirde yenisinden de bir hayır gelmez.
DEMOKRASİ Kurallar manzumesidir.
( S. Demirel) ,Uyarsan vardır…
Sevgili okuyucularım, yukarıdaki 2.ci paragrafta bilerek “arap-ağzı” kullandım. Bu size adı geçen partiyi çağrıştırmıyor mu? Hani, Türkçemizi, herfırsatta, her şartta
Yabancı dillerin boyundurundan kurtarmak milli bir görevimizdi. Tüm konuşmalarını inceleyin, kullandıkları sözcüklerin içinde
Türkçe sözcüklerin ne kadar az olduğunu hayretle göreceksiniz. El- İnsaaaf diyorum..
Türk dilini geliştirmek toplumumuzun ortak bir dileği iken bunu yok saymak akla, mantığa insafa sığar mı? El-insaf derim…
ANAYASAMIZ toplumun ortak uzlaşımıdır.
Yine toplum tarafından değişimi yapılana kadar ona harfiyen UYULMASI fazilet, ahlak, insaf ve demokrasi gereğidir. Onun içindir ki Anayasanın da etik kuralları vardır, olmalıdır.
Toplumun huzuru, birliği anayasal kurallara tam anlamı ile uymaktan geçer.
Eğer bir ANAYASA din istismarına, liderlik istismarına, slogan istismarına yasak koymuşsa siz toplumun onayını almadan ve yeni bir Anayasa ortaya koymadan şöyle dersek:
Bu anayasayı birazcık delsek ne olur,
Laiklikte neymiş..
Velev ki şeriat istesek…
Kanlı mı olsun kansız mı?.
Kubbe miğferimiz, minare süngümüz..
Anıtkabirde yatanlar önümüzü kesiyor .., derseniz kıyamet yakındır; koru kendini artık
“LA HAVLE” diyerek.
Türban önünde selam duracaksınız, türban bizimdir, kaptırmayız.. ve benzeri söylemlerle bu ülkeyi nasıl böldünüz , kaça böldünüz ALLAH AŞKINA SİZDE HİÇ İNSAF YOK MU?
Anayasamıza yemin-billah’a rağmen insafsızca saldırılmıştır.
Masum insanımızın DİN zafiyetinden de kurnazca yararlanarak iktidara sahip olunmuştur. Din her fırsatta siyaset tezgahına boca edilmiştir, pazarlanmıştır. Parti için İslam dini referans alınmıştır, hâlbuki ey gafil! Dinler dinlerin referansıdır partilerin değil. Din kalıcıdır, parti ömrü sınırlıdır, toplumsal, lokal geçici, sosyal bir yapıdır, din kalır, din ya red yada kabul edilir, tartışılmaz, zorlanmaz, itilip kakılmaz. Dayatılamaz.
Asla pazarlanamaz, çıkar amaçlı kullanılamaz.(Peygamber olsa bile) .Çünkü DİN semavidir, Tanrısaldır, ortağınız değildir.
Ne yazık ki yüce DİNİMİZ ülkemizde ençok pazarlanan bir meta halindedir. Anayasamız DÜNYA işlerini ayırmış olmasına rağmen inadına kişi,( milletvekili) gurup, parti, çıkarına
İnsafsızca istismar edilmiştir.
Buna siyasette “İNSAF” yoktur, şeklinde bir kabul gerekçesi bulmak gaflet hatta dalalet olur… Ancak “El- insaaaf” denebilir.
Bizim insanımız Devlet ağzından,
(resmi kişilerden) dini sözler duymaya çook isteklidirler; öyleki “biz dini bütün” insanız sözünden kendisine de bir pay çıkarır, bu sayede Cenneti garantilediğini düşünür, elbette yanlış…
Ancak BU ANLAYIŞ siyasilerimiz için kaçırılmaz bir fırsattır, iktidarı yakalamada
DİN istismarı hemen devreye sokulur. Bir düşünürümüz “ALLAH ile kandırma” siyasilerin utanmaz bir taktiğidir, der..
Acaba Ülkemizde DİN siyasilerin elinde oyuncak olmaya devam edecek mi? Her siyasi partinin AYRI ve FARKLI bir davranışı karşısında din nereye K O N A C A K T I R .
Sözde dincilere bir sözüm var: ( gerçek mütedeyyinlere değil) dinle , dini kullanarak kimseyi kandıramazsınız , buna hakkınız yok, SİYASETİN ( Akp’nin de) dışında dini konularda, inançlarda , ibadetlerde kapılar sonuna kadar açık değil mi..? El- İNSAF…
Bakın bu memlekette 120 bin süper mekanda insanlar günde 5 kez saf duruyor SAF.
Her seviyede Din Eğitimi yok mu ? İsteyen imam, müezzin, müftü, din eğitimcisi,
Dini yazarlar, hatta papaz olabiliyor. Bu bolluk hangi ülkede var… El- İNSAF.
Siyasette alabildiğine İNSAFSIZ olun…
Fakaaaaat… Neye karşı ??
Anayasal kurallara karşı değil,
Kahraman güvenlik kuvvetlerine karşı değil,
Siyasi aptallıklara karşı..,
Yönetemeyen iktidara karşı..,
Hakkı savunamayan muhalefete karşı..,
Anayasayı ihlal edenlere karşı..,
Kural tanımayanlara karşı..,
Dokunulmaz kişilere karşı..,
Dokunulmazlık zırhına karşı..,
Cehalete karşı..,
İşsizliğe karşı..,
Yoksulluğa karşı..,
Gurbetçinin alın terini dolandıranlara karşı..,
Trafik facialarına karşı..,
Bölücülüğe karşı..,
Sağlık sorunlarına karşı..,
Adaletsizliğe karşı..,
Millet malını talan edenlere karşı..,
Yolsuzluğa karşı…,
Din tacirlerine karşı..,
Kayırmacılara karşı..,
Ülkesini yabancılara peşkeş çekenlere karşı. ..,
Oy hırsızlılığına karşı..,( kömürlü, dolaplı)
Alabildiğine İ N S A F S I Z olun insafsız;
İşte o zaman alnınızdan öpeyim hilafsız.
Ecz. Ali İNAN
Antalya / Haziran 2010
Alibeyecz@hotmail.com