Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

PROF. DR. TÜRK "PARTİYİ ÜMMET OLARAK GÖREN ANLAYIŞ"

Kimi yandaşları kendisinde Tanrı vergisi çok yüksek nitelikler görse de; AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Peygamber olmadığı gibi, AKP’liler de ümmet değildir. Tersini düşünmek, O’nu ve Partisini siyasî partiler için çizilen lâiklik çizgisinin dışına düşürür.

PROF. DR. TÜRK
PROF. DR. TÜRK Admin

Prof. Dr. Türk:

“Kimi yandaşları kendisinde Tanrı vergisi çok yüksek nitelikler görse de; AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Peygamber olmadığı gibi, AKP’liler de ümmet değildir. Tersini düşünmek, O’nu ve Partisini siyasî partiler için çizilen lâiklik çizgisinin dışına düşürür. Bu, Türkiye için istenmeyen bir durumdur.”

AKP Genel Başkanı ve yandaş medyada artık Cumhurbaşkanı değil, Başkan olarak adlandırılan Recep Tayyip Erdoğan’ın Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirvesi Toplantısı için gittiği Bosna-Hersek’ten dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalar arasında yeni bir parti kurma hazırlıkları yapan; 58, 59, 60, 61 ve 62. Hükümetlerde  Devlet ve Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş olan  Ali Babacan’a  kendisini ziyareti sırasında “Yolunuz yolunuzdur eyvallah; ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalamasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz.” dediğini aktarması üzerine, bu konuda görüşü sorulan eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de 1945’te çok partili siyasal rejime geçildikten sonra kurulan partiler, genellikle ana parti konumundaki siyasî partiden ayrılanların yeni bir parti kurmaları şeklinde gerçekleşmiştir. 1946’da Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılanların Demokrat Parti’yi, 1955’te Demokrat Parti’den ayrılanların Hürriyet Partisi’ni, 1967’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılanların Güven Partisi’ni, 1971’de Adalet Partisi’nden ayrılanların Demokratik Parti’yi kurmaları böyle olmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi de, 2001 yılında Fazilet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi’nce kapatılmasından sonraki yol ayrımında bir yanda Saadet Partisi, öbür yanda Adalet ve Kalkınma Partisi olmak üzere iki partinin kurulmasıyla siyasal yaşama girmiş ve 3 Kasım 2002 günü yapılan milletvekili genel seçimiyle tek başına iktidara gelmiştir.

Siyasî partiler, ülke yönetimine ilişkin belirli siyasî görüşler üzerinde birleşen insanların oluşturduğu tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır. Zaman içinde partinin kurucuları veya üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları yeni oluşumlara, yeni partilerin kurulmasına yol açabilir. Bugün de Ali Babacan gibi vaktiyle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucuları arasında yer alan veya sonradan katılanların bir bölümünün yeni bir parti kurmaya hazırlanmaları böyle bir gelişmedir.

‘Ümmet’ terimi ise dinî bir kavramdır. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat’i  hazırlayan Ferit Devellioğlu, ümmet terimini ‘Bir peygambere inanıp bağlanan cemaat” olarak tanımlar ve ‘ümmet-i Muhammed’ örneğini verir. Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı Türkçe Sözlük’te ‘ümmet’ terimi için doğrudan doğruya ‘Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü’  tanımı verilmiştir.

Bir siyasal partiyi oluşturan insanları ‘ümmet’ olarak gören anlayış, Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez niteliklerinden lâiklik ilkesiyle bağdaşmaz. Anayasa’mızın 68. maddesinin IV. fıkrasına göre; ‘Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, … demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.’ 69. maddenin VI. fıkrasına göre; bir siyasî partinin bu tür eylemlerin odağı olduğunun Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesi, temelli kapatılma nedenidir. Adalet ve Kalkınma Partisi gibi, 2008 yılında ‘lâiklik ilkesine aykırı  eylemlerin odağı hâline geldiği savıyla’ Anayasa ve Siyasî Partiler Kanunu’nun ilgili maddelerine göre temelli kapatılması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada ‘2008 yılında aldığı ‘Devlet yardımı miktarının yarısından yoksun bırakılmasına’ karar verilmek suretiyle kapatılmanın eşiğinden dönmüş bir partinin genel başkanının söz ve eylemlerinde  daha dikkatli olması gerekir.

Kaldı ki –kimi yandaşları kendisinde Tanrı vergisi çok yüksek nitelikler görse de– AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Peygamber olmadığı gibi, AKP’liler de ümmet değildir. Tersini düşünmek, O’nu ve Partisini siyasî partiler için çizilen lâiklik çizgisinin dışına düşürür. Bu, Türkiye için istenmeyen bir durumdur.”

 

TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BAFRALILAR ÇOK MEMNUN
BAFRALILAR ÇOK MEMNUN
BAFRA 15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve MİLLİ BİRLİK GÜNÜ’ NDE BULUŞTU
BAFRA 15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve MİLLİ BİRLİK GÜNÜ’ NDE BULUŞTU