Reklamı Geç
Advert

YUNANİSTAN’DAKİ “MÜSLÜMAN AZINLIK” VE EGE ADALARI SORUNU

Prof. Dr. Türk: “Yunan vatandaşı olan Türk kökenli Müslümanların, Anayasa’da öngörülen temel hak ve hürriyetler yanında, Lozan Barış Antlaşması ile kendilerine tanınan, fakat uygulamada bir bölümü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de taşınan çeşitli sorunlarla karşılaşılan azınlık haklarından tam olarak yararlanmalarını sağlamak, önemini koruyan bir konudur. Diğer önemli bir konu, Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesine göre; Ege Denizinde Asya sahilinden üç milden az mesafede bulunan ve Türkiye’nin egemenliği altında kalması gereken, fakat 2004’ten bu yana Yunanistan’ın işgali altında bulunan 18 adanın Türkiye’ye iadesinin sağlanmasıdır.”

YUNANİSTAN’DAKİ “MÜSLÜMAN AZINLIK” VE EGE ADALARI SORUNU
YUNANİSTAN’DAKİ “MÜSLÜMAN AZINLIK” VE EGE ADALARI SORUNU BafraHaber

Görev süresi bir ay sonra dolacak olan Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopus’un Batı Trakya’yı ziyareti sırasında oradaki Müslüman Türk azınlığı için kullandığı “Yunan Müslüman azınlık” ifadesiyle ırkçılık yaptığı gerekçesiyle Türkiye’den gösterilen sert tepki ve iki ülke arasında güncelliğini koruyan sorunlar hakkında eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı  bir değerlendirme yaptı:

“Lozan Barış Antlaşması’nın ‘Azınlıkların Korunması’ başlığı altında yer alan 37-45. maddelerinde her iki ülkedeki azınlıklar, etnik kimlikleriyle değil, Müslümanlık kriterine göre dinî kimlikleriyle tanımlanmıştır. Antlaşma, etnik çağrışım yapacak herhangi bir ifade kullanmaksızın Türkiye’deki azınlıkları Fransızca özgün metninde ‘minorités non-musulmanes’, Yunanistan’daki azınlığı ise ‘minorité musulmane’ olarak adlandırmıştır. Bu terimler, 23 Ağustos 1339 (1923) tarih ve 340 sayılı Kanun’la Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul ve tasdik edilen Lozan Barış Antlaşması’nın resmî Türkçe çevirisinde ‘gayri müslim akalliyetler’ (Müslüman olmayan azınlıklar) ve ‘müslüman akalliyet’ (Müslüman azınlık) olarak geçmektedir. Antlaşma’nın 38-44. maddelerinde Türkiye’nin ülkesindeki Müslüman olmayan azınlıkların korunmasına ilişkin taahhüt ve yükümlülükleri sıralandıktan sonra, 45. maddesinde bunların Yunanistan’daki karşılığı hakkında –günümüz Türkçesiyle– şu hükme yer verilmiştir:

‘Bu Fasıl hükümleri ile Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıkları hakkında tanınan haklar, Yunanistan tarafından da kendi topraklarında bulunan Müslüman azınlık hakkında tanınmıştır.’

Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopus, Lozan Barış Antlaşması’nda kullanılan terminoloji ile konuşmuştur. Özellikle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu terminolojiyi iyi bilmesi gerekir. Bunda bir sorun yok. Zaten Yunanistan Cumhuriyeti Anayasası’nın 4. maddesine göre, ‘Kanunun öngördüğü koşullara sahip herkes Yunan vatandaşıdır.’  Bu hükme göre Yunan vatandaşı olan Türk kökenli Müslümanların, bu Anayasa’da öngörülen temel hak ve hürriyetler yanında, Lozan Barış Antlaşması ile kendilerine tanınan, fakat uygulamada bir bölümü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de taşınan çeşitli sorunlarla karşılaşılan azınlık haklarından tam olarak yararlanmalarını sağlamak, önemini koruyan bir konudur.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopus’un kullandığı bir ifade hakkında duyarlılık gösteren Hükümetin üzerinde durması gereken diğer önemli bir konu, Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesine göre; Ege Denizinde Asya sahilinden üç milden az mesafede bulunan ve Antlaşmada başka bir hüküm olmadığı için Türkiye’nin egemenliği altında kalması gereken 18 adanın 2004’ten bu yana Yunanistan’ın işgali altında bulunmasıdır. Yunanistan’ın yarattığı oldubittiye seyirci kalan AKP iktidarının bu konudaki anlaşılmaz suskunluğu ve hareketsizliği, bu adaların göz göre göre Yunanistan’a terki anlamına gelmektedir. İki ülke arasında Ege sorunları konusunda başlayan görüşmelerde  bu adaların asıl sahibi olan Türkiye’ye iadesinin sağlanması, Türk Milletinin beklentisidir.” 

HİKMET SAMİ TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500