Reklamı Geç
Advert

İSRAİL İLE DİPLOMATİK VE EKONOMİK İLİŞKİLER

“Sırasıyla ANAP-DYP, RP-DYP ve ANAP-DSP-DTP Koalisyon Hükümetleri döneminde 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan, 4.4.1997 tarih ve 4239 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan, 1 Mayıs 1997 tarihinden geçerli olmak üzere 18 Temmuz 1997 tarih ve 23053 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan, böylece geniş bir siyasî desteğe dayanan, sanayi ürünlerinde karşılıklı olarak gümrük vergilerini kaldıran ‘Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’ bugün de yürürlüktedir. Ayrıca günümüzde iki ülke arasında enerji, savunma sanayii, bilim ve teknoloji, turizm alanlarında işbirliği, Doğu Akdeniz’de yetki alanlarının belirlenmesi konularında anlaşma ve bütün bunlarla birlikte siyasî ilişkilerin düzelmesi ve gelişmesi olanakları vardır. Bu olanakları akılcı bir yaklaşımla iyi değerlendirmek gerekir.”

İSRAİL İLE DİPLOMATİK VE EKONOMİK İLİŞKİLER
İSRAİL İLE DİPLOMATİK VE EKONOMİK İLİŞKİLER BafraHaber

11 Eylül 2020 günü Dışişleri Bakanlığı’nca Bahreyn’in İsrail’i tanıma ve
diplomatik ilişkiler kurma kararı almasının “şiddetle” kınanması üzerine, eski Devlet,
Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama
yaptı:
“Geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin İsrail Devletini tanımayı ve
diplomatik ilişkiler kurmayı kararlaştırmasından sonra önceki gün Bahreyn’in de bu
yönde bir karar almasının Dışişleri Bakanlığı’nca ‘şiddetle’ kınanması, konunun
önyargısız, her türlü antisemitist düşünceden uzak, akılcı bir yaklaşımla değerlendiril-
mesini zorunlu kılmaktadır.
14 Mayıs 1948 günü İsrail Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilânı ile kurulan İsrail
Devleti, ABD ve SSCB tarafından hemen tanınmasından sonra aynı yıl içinde Türkiye
Cumhuriyeti tarafından da tanınmıştır. Hâlen Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 192
devletten 160’ı, ayrıca BM üyesi olmayan, aralarında Filistin de bulunan 4 devlet
tarafından tanınmaktadır. BM üyesi devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail Devleti ile
tüm diplomatik ilişkileri kurmuşlardır. Türkiye de, 1949 yılından itibaren İsrail
Devleti ile diplomatik ilişkiler kuran devletler arasındadır. Fakat 2010 yılından itibaren
bilinen olaylar nedeniyle Türkiye – İsrail ilişkilerinde bir siyasî gerilim dönemine
girilmiştir. Bunun sonucu olarak 2018 yılında her iki ülke, karşılıklı olarak
büyükelçilerini geri çekmişlerdir. Hâlen Türkiye, Tel-Aviv’de ikinci kâtip düzeyinde
temsil edilmektedir. Türkiye, bağımsız Filistin Devletini de tanımaktadır.
İsrail’i tanımayan devletler, çoğunlukla –1979’da tanıyan Mısır dışında– Arap
ve diğer İslâm devletleridir. Fakat Arap devletleri bakımından durum değişmeye
başlamıştır. Şimdilik Basra Körfezi’nin adalardan oluşan, petrol zengini iki küçük
ülkesi BAE ve Bahreyn, birkaç gün ara ile İsrail’i tanıyan ve diplomatik ilişkiler
kurmayı kararlaştıran iki Arap devletidir. ABD’nin Başkan Trump’ın 2020 Nobel
Barış Ödülüne aday gösterilmesini düşündürecek kadar etkili olduğu bu sürecin devam
etmesi ve yeni tanımalar olması beklenebilir.
Bu tablo içinde BAE’den sonra Bahreyn’in de İsrail’i tanıma ve diplomatik
ilişkiler kurma kararı almasının –olaya kendi aralarında her zaman dayanışma içinde
olmayan, uluslararası sorunlarda üyelerinin çoğu genellikle Türkiye’ye destek
vermeyen Arap Birliği açısından bakılmadıkça– ‘şiddetle’ kınanacak ne yönü olabilir?
Aslında bu grubun üyeleri olan BAE ve Bahreyn, bağımsız devletler olarak kendi dış

2

ilişkilerini geliştirmek bakımından böyle bir karar almışlardır. Bu, Ortadoğu barışı için
önemli bir başlangıç olabilir. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, yalnız Bahreyn’in
kınanması ile sınırlı kalan bir anlam taşımaz; aynı zamanda İsrail’e karşı hasmane bir
tavır ortaya koyar; Türkiye – İsrail ilişkilerini olumsuz etkiler. Böyle bir durumun
Türkiye açısından hiçbir yararı yoktur.
Kaldı ki Türkiye ve İsrail arasında yaşanan siyasî gerilime rağmen; iki ülkenin
ekonomik ve ticarî ilişkileri, bundan fazla etkilenmemiştir. Başbakan Mesut Yılmaz’ın
başkanlığındaki ANAP-DYP Koalisyon Hükümeti döneminde 14 Mart 1996 tarihinde
Kudüs’te imzalanan, Başbakan Necmettin Erbakan’ın başkanlığındaki RP-DYP
Koalisyon Hükümeti döneminde 4.4.1997 tarih ve 4239 sayılı Kanun’la onaylanması
uygun bulunan, Başbakan Mesut Yılmaz’ın başkanlığındaki ANAP-DSP-DTP
Koalisyon Hükümeti döneminde 1 Mayıs 1997 tarihinden geçerli olmak üzere 18
Temmuz 1997 tarih ve 23053 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar
Kurulu Kararıyla onaylanan, böylece içeride geniş bir siyasî desteğe dayanan, sanayi
ürünlerinde karşılıklı olarak gümrük vergilerini kaldıran ‘Türkiye Cumhuriyeti ile
İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’ bugün de yürürlüktedir.
Ayrıca günümüzde iki ülke arasında enerji, savunma sanayii, bilim ve teknoloji,
turizm alanlarında işbirliği, Doğu Akdeniz’de yetki alanlarının belirlenmesi
konularında anlaşma ve bütün bunlarla birlikte siyasî ilişkilerin düzelmesi ve gelişmesi
olanakları vardır. Bu olanakları akılcı bir yaklaşımla iyi değerlendirmek gerekir.”

ayzb6g6q7m6sagr0nu.jpg

HİKMET SAMİ TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500