Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

Prof. Dr. TÜRK "Türkiye Sismik Araştırmalar İçin AB’den izin almak zorunda değildir."

Oruç Reis gemisiyle Doğu Akdeniz’de yapılan sismik araştırmalar (sondajlar), Türkiye'nin kendi karasuları üzerindeki egemenlik hakkının doğal sonucudur. Türkiye, bunun için yaptırım tehditleri gelmeye başlayan AB’den izin almak zorunda değildir.

Prof. Dr. TÜRK
Prof. Dr. TÜRK Admin

Prof. Dr. Türk:

"Oruç Reis gemisiyle Doğu Akdenizde yapılan sismik araştırmalar (sondajlar), Türkiye'nin kendi karasuları üzerindeki egemenlik hakkının doğal sonucudur. Türkiye, bunun için yaptırım tehditleri gelmeye başlayan ABden izin almak zorunda değildir. 

Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin tamamına yakın bir bölümünün imzaladığı veya sonradan katıldığı 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye hâlâ taraf değildir. Bu tutumu sürdürmenin  bir anlamı yoktur.”

Türkiye'nin Oruç Reis gemisinin Doğu Akdeniz'de yeniden sismik araştırmalar yapacağını açıklamasından sonra, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY),  Fransa ve AB Dönem Başkanı Almanya Dışişleri Bakanlarının Türkiye'nin diyalog yerine kışkırtıcı” eylemlerine devam etmesi hâlinde AB'nin Türkiye'ye karşı yaptırımlar uygulayacağı yolunda tehditlerde bulunmaları üzerine eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı:

Türkiye, Doğu Akdenizde kendi karasuları içinde Oruç Reis gemisiyle sismik araştırmalar (sondajlar) yapmaktadır. Araştırmalar sonucunda petrol veya doğal gaz kaynaklarının tespit edilmesi hâlinde bunların çıkarılması ve işletilmesi de karasuları üzerindeki egemenlik hakkının  kullanılmasının devamı niteliğinde olacaktır. Türkiye, bunun için hiçbir  makamdan, bu arada üye olmak istediği, ama yıllardan beri kendisini oyalayan AB'den izin almak zorunda değildir.

 Kaldı ki, Türkiye henüz taraf olmadığı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre bu araştırmaları karasularının 200 mil  ötesine kadar gidecek şekilde ilân edebileceği münhasır ekonomik bölge veya  kıta sahanlığında da yapma hakkına sahiptir. Bu hakların kullanılması, AB'nin Yunanistan ve GKRY'nin görüşleri doğrultusunda uygulayacağı yaptırım tehditleriyle engellenemez. Hiçbir hukukî temele dayanmayan bu tehditler, tek yanlı ve haksızdır.  

Türkiye, bu konularda diyalogdan kaçınmamıştır. Daha önce yapılması konusunda mutabakat sağlanan istikşafî görüşmelere (öngörüşmelere) kapıyı kapatan Türkiye değil,  Yunanistan'dır.

Yıllardan beri haksız bir uygulama ile Türkiye dışında başka bir ülke tarafından tanınmayan KKTC'nin petrol ve doğal gaz arama sondajları yapmak için TPAOya ruhsat vermesi de, aynı amaçla daha önce çalışmalara başlamış olan GKRY ile dengeyi sağlamak içinindir.

Ekleyelim ki, 10 Aralık 1982'de Jamaikada  imzaya açılan ve hâlen Birleşmiş Milletler Teşkilâtı üyesi devletlerin tamamına yakın bir bölümünün imzaladığı  veya sonradan katıldığı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye hâlâ taraf değildir. Bu tutumu sürdürmenin bir anlamı yoktur. Unutmamak gerekir ki, bugün Türkiye'nin dayandığı ve ileride de kullanacağı  ‘karasuları’, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı kavramları’ ilk kez bu Sözleşme ile uluslararası bir düzenleme konusu olmuştur.”

Türk Bafra
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500