Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK; "EĞİTİM VE ÖĞRETİM REFORMU"

TÜRK "Eğitim ve öğretim sistemiyle varılmak istenen amaç, milletçe Türkiye Devletinin Anayasa’nın 1., 2. ve 3. maddelerinde belirtilen nitelikleri ve özellikleri içinde kalarak, Atatürk’ün yöntem ve hedef olarak gösterdiği bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlık yolunda ilerlemektir."

Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK;
Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK; Admin

Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK

Eğitim ve öğretim sistemiyle varılmak istenen amaç, milletçe Türkiye Devletinin  Anayasa’nın 1., 2. ve 3. maddelerinde belirtilen nitelikleri ve özellikleri içinde kalarak, Atatürk’ün yöntem ve hedef olarak gösterdiği bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlık yolunda ilerlemektir. Sistemde yapılacak değişiklikler de, bu çerçeve içinde gerçekleştirilebilir. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim 2020 günü İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi’nin açılışında Türkiye’de Cumhuriyet dönemindeki batılılaşma hareketini yer yer ağır sözlerle eleştiren ve yeni bir topyekûn  eğitim ve öğretim reformunun işaretini veren bir konuşma yaptı. Bir fikir vermek için bu konuşmanın bazı bölümlerini aktarmak yerinde olacaktır:

  1. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Konuşması

“Ülke ve millet olarak kendimizi kontrolsüz bir batılılaşma fırtınasının içinde bulduk. Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek için çıkılan yolun en sığından, en bayağısından bir batı taklitçiliğine dönüşmüş olması, Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır. Her dönemde elbette bu fikrî sancıyı yaşayan, tartışmayı ve araştırmayı sürdürmeye çalışan dava insanları çıkmıştır. Ama bunların sesi  ve üretimi, devlet gücünü de arkasına alan, kayıtsız şartsız batıcılığı savunan zihniyetin faşist dayatmaları karşısında yetersiz kalmıştır.

Samimî bir muhasebeyle, geçtiğimiz 18 yılda her alanda tarihî eserlere ve hizmetlere imza attığımızı, ama eğitimde ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. …

İlimde, sanatta, kültürde hep benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. En haklı olduğumuz konularda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. İşte bunun için fikrî iktidarımızı hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim. … Fikrî iktidarı siyasî kadrolar değil; ilim, sanat ve hikmet insanları inşa eder. Siyasî kadrolar, ancak onlara ihtiyaçları olan zemini sağlar. Dolayısıyla bu konudaki sorumluluğun bir kısmı bize aitse, bir kısmı da ilim ve fikir adamlarımıza aittir. …

Dünyadaki hâkim fikrî anlayışın, fiilî düzenin sadece ardından giderek kendimize çok daha ileri bir medeniyet inşa edemeyeceğimize inanıyoruz. Geçmiş ve mevcut tüm medeniyetlerin birikimini kullanarak, hepsinin de ötesine geçmenin gayreti, kararlılığı ve üretkenliği içinde olmamız gerekiyor. Tek vazgeçilmemiz, inancımızın mastarıdır. Onun dışındaki her şeyi geleceği kucaklayacak şekilde yeniden yorumlamak, yeniden üretmek mümkündür. …

Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim-öğretim sistemi, çocuklarımıza sadece maddî bilgi yükleme üzerine kurulu. Her okul seviyesinde öğretime ağırlık verilirken, eğitim kısmı ihmal edilmiş. Bunun için önümüzdeki dönemde önceliğimizi, aileden başlayarak, eğitim-öğretim hayatları boyunca evlâtlarımızı hakkıyla yetiştirmek olarak değiştirmemiz şarttır. Bu değişim, sıradan bir müfredat tadilâtının ötesindedir. Topyekûn bir eğitim-öğretim reformunu gerektirir.”(1).

  1. Eğitim ve Öğretim Reformunun Başlangıcı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 yıllık kendi iktidar dönemi için bir özeleştiri niteliği taşıyan konuşmasında Türkiye’nin Cumhuriyet döneminde çağdaş bir eğitim ve öğretim sistemi kurma yolunda yaptığı reformları “en sığ, en bayağı … batı taklitçiliği” olarak, bu reformları yapanların  çabalarını “faşist dayatmalar” olarak nitelemesi, onları en alt derecede gören bir küçümsemenin, onlara karşı olmanın ötesinde gerçek dışı bir ideolojik suçlamaya dönüşmüştür.

 Cumhuriyet dönemi eğitim ve öğretim reformlarının başlama işareti, Cumhuri-yetin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün  25 Ağustos 1924 günü Muallimler Birliği Kongresi üyelerine hitaben yaptığı konuşmanın sonunda söylediği ve Erdoğan’ın da çıkış noktası olarak kabul ettiği “Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister.”  sözüyle verilmiştir(2).

 İlk yasal düzenleme, Anayasa’nın “İnkılâp  kanunlarının korunması” kenar başlıklı 174. maddesinde kronolojik sırayla belirtilen 8 kanundan ilki olan, 3 Mart 1340 (1924) tarih ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu (Öğretimin Birleştirilmesi/Öğretim Birliği Kanunu) ile yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nden medrese ve mektep şeklinde ikili bir yapı içinde devralınan ve daha önce farklı bakanlık ve vakıfların yönetiminde bulunan eğitim sistemi, bu Kanun’la lâik temeller üzerinde ve ulusal ölçekte Maarif Vekâleti (Eğitim Bakanlığı) yönetiminde birleştirilmiştir.

3. Anayasa ve Yasalara Göre Eğitim ve Öğretim Sistemi

Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42.  maddesinin III. fıkrası, eğitim ve öğretim sisteminin dayandığı temel ilkeleri belirtmiştir:

“Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.”

Bu ilkeler, 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 16.6.1983 tarih ve 2842 sayılı Kanun’la değişik 2. maddesinde daha ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir:

“Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,

1. Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getiren yurttaşlar olarak yetiştirmek; …”

5.1.1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun ilk iki maddesi şöyledir:

“İlköğretim, kadın erkek bütün Türklerin millî gayelere uygun olarak bedenî, zihnî ve ahlâkî gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretimdir.” (m. 1).

“İlköğretim, ilköğrenim kurumlarında verilir; öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için mecburî, Devlet okullarında parasızdır.” (m. 2).

“Yükseköğretim  kurumları” hakkındaki temel hükümler, Anayasa’nın 130. maddesi ile konmuştur.:

“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir.” (f. I-II).

Bu konudaki ayrıntılı hükümler ise, 4.11.1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yer almaktadır.

  Tüm eğitim ve öğretim kurumları, Anayasa ve Millî Eğitim Temel, İlköğretim ve Eğitim,  Yükseköğretim Kanunlarına uygun olarak kurulur ve çalışırlar. Anayasa ve yasalar, herkesi bağlar. Anayasa bakımından bu kural, “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” kenar başlıklı 11. maddesinde belirtilmiştir:

“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

4. Değerlendirme ve Sonuç

 Türkiye’de eğitim ve öğretim sisteminin başarıları ve başarısızlıkları,  yukarıda başlıcaları belirtilen Anayasa ve yasa hükümleri ile onlardan önce yürürlükte olan hükümler çerçevesinde gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmak istediği reform da, Anayasa ve yasalarda bir değişiklik yapılmadıkça onların hükümleri çerçevesinde olabilir. Fakat hareket noktası olarak şimdiye kadarki başarıları küçümsememek gerekir. Bu, elbette başarısızlıkları görmezlikten gelmek demek değildir. Onları ve nedenlerini, sistemin eksiklerini, tamamlanması, düzeltilmesi yenilenmesi gereken yönlerini bilimsel yöntemlerle tespit etmek ve gerekenleri yapmak durumundayız. Bunu yapabildiğimiz ölçüde ileriye gider, yapamadığımız ölçüde olduğumuz yerde kalırız.  

Her işin kaynağı, önce proje olarak düşüncededir. Onu gerçekleştirecek olan yapma gücü iktidardır. 18 yıldan beri AKP Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak  iktidarda olan, 16 Nisan 2017 halkoylamasıyla kabul edilen Anayasa değişikliğiyle ülkeyi tek adam  yetkisiyle yöneten  Erdoğan’ın hâlâ  bir “fikrî iktidar” kuramadıklarından söz etmesi, yeni bir iktidar arayışını ifade etmektedir.  Böyle bir iktidar, ancak her türlü iktidarın kaynağı olan “halk iktidarı” ile  gerçekleşebilir. Zaten Cumhuriyet’in anlamı da budur. Başka bir arayışa gerek yoktur.  

 Eğitim ve öğrenim ise, 21. yüzyıl koşullarında çocukluk ve gençlik dönemin-den başlayarak her yaştaki insan için bitmeyen bir süreçtir. Eğitim ve öğretim sistemi de, buna uygun dinamik bir anlayışla  hareket etmeyi sağlamalıdır. Bu arada Devlet, sistemin dışındaki tehlikeli oluşumları, özellikle tarikat okullarını önlemek durumun-dadır(3). Onların şeriat devletine yönelik, demokratik lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı gizli veya açık çalışmalarına göz yummak, sadece görev ihmali değil, bu ilkelere ihanettir.

   Unutmayalım: Eğitim ve öğretim sistemiyle varılmak istenen amaç, milletçe Türkiye Devletinin  Anayasa’nın 1., 2. ve 3. maddelerinde belirtilen nitelikleri ve özellikleri içinde kalarak, Atatürk’ün yöntem ve hedef olarak gösterdiği bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlık yolunda  ilerlemektir. Sistemde yapılacak değişiklikler de, bu çerçeve içinde gerçekleştirilebilir.

______________________________

  1. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının geniş metni için bk. Milliyet, 20.10.2020, s. 14 “Topyekûn eğitim reformu” (Beyza Nur Güler – Güven Usta – İbrahim Maşe).
  2. Bu konuşmanın tam metni için bk. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II (1906-1938), 2. Baskı, Ankara 1959 (Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları: 1), s. 172 vd.
  3. Bu konuda bk. Hikmet Sami Türk, Temel Yasa Anayasa, Ankara 2019 (Yetkin Yayınları), s. 785-796 “Tarikat Okulları” (Bafra Haber, Mart/Nisan 2018, S. 114, s. 1, 10).
Hikmet Sami Türk
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500