Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

İNSAN HAKLARI EYLEM PLÂNI

1. Giriş Adalet Bakanlığı’nca hazırlanıp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “İnsan Hakları Eylem Plânı. Özgür Birey, Güçlü Toplum; Daha Demokratik Bir Türkiye”, kitap olarak da yayımlandı(1). Bu alanda önemli bir belge niteliği taşıyan ve 2 yıl içinde gerçekleştirilmesi öngörülen Plân için 11 temel ilke, 9 amaç, 50 hedef (kitap içindeki başlık sıralamasına göre 9.6 hedef) ve 393 faaliyet belirlenmiştir(2). Kitabın alt başlığında özetlenen amaç ve ilkelerin çoğu, zaten yürürlükteki Anayasa’da yer alan hükümlerin güçlendirilmesine yönelik olduğu için tartışma konusu değildir.Fakat yapılması plânlanan faaliyetlerin bir bölümü ile nihaî siyasî hedef bakımından aynı söz söylenemez. Kaldı ki bu kadar çok faaliyet öngören Plân’ın bazı eksikleri de var. Ayrıca bazı faaliyetlerin uygulamaya nasıl konulacağı belirtilmemiştir.

İNSAN HAKLARI EYLEM PLÂNI
İNSAN HAKLARI EYLEM PLÂNI BafraHaber
  1. Plân’da Öngörülen Bazı Faaliyetlerin Değerlendirilmesi

Bir gazete makalesinin sınırları içinde bunlardan birkaçına –gerektiğinde önerilerimizi de yazarak– değinmek istiyoruz. (Fazla dipnotu vermemek için Plân’ın ilgili sayfa numaraları metin içinde gösterilecektir.)

  1. Plân’a göre “Demokratik katılımı güçlendirmek için siyasî partiler ve seçim mevzuatında gerekli değişiklikler yapılacaktır.” (s. 23). Başka bir açıklama yapılmayan bu konudaki önerimiz kısaca şöyledir: Siyasî partilerin milletvekili seçimlerine ve yerel seçimlere katılabilmeleri için “oy verme gününden en az iki ayönce illerin en az yarısında  teşkilât kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olmaları veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde gruplarının bulunması şarttır.” İkinci bir seçenek olarak teşkilât koşulu, “Yüksek Seçim Kurulunca ilân edilen seçimlerin başlangıcına kadar” çekilebilir.

İkinci konu milletvekili seçimlerinde ve yerel seçimlerdeuygulanan adaletsiz yüksek barajların değiştirilmesi ile ilgilidir. Seçim barajlarının Anayasa’nın 67. maddesinin VI. fıkrasında belirtilen “temsilde adalet ve yönetimde istikrar” ilkelerine uygun makul bir düzeye indirilmesi için milletvekili seçimlerinde % 3, ittifak hâlinde % 5; il genel ve belediye meclisleri seçimlerinde % 3 barajlı nispî temsil sistemi uygulanmalıdır.Belediye başkanlığı seçimlerinde çoğunluk sistemi devam eder(3).

  1. Plân’a göre “Bağımsızlık esası çerçevesinde kurulacak ‘Ceza İnfaz Kurumları İnsan Hakları İzleme Komisyonu’nda barolar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden de temsilcilerin yer alması sağlanacak” (s. 22, 24); “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları’nın etkinliğini artırmak amacıyla, kadın temsili de dikkate alınarak yapısı gözden geçirilecek, …” (s. 25). Plândaki bu iki faaliyet uygulamaya konulduğunda Fransızca “double emploi” denilenbir “çifte istihdam” durumu ortaya çıkacaktır. Buna gerek yoktur. Çünkü Başbakan Bülent Ecevit’in 1999 yılında kurduğu 57. Cumhuriyet Hükümeti (DSP-MHP-ANAP Koalisyonu), benim Adalet Bakanlığım zamanında bir dizi kanunla yapılan  cezaevleri reformunun bir parçası olarak çıkarılan 14.6.2001 tarih ve 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu bugün de yürürlüktedir. Plân’da da anılan, “başkanla birlikte beş asıl ve üç yedek üyeden oluşan”, “Asıl üyelerden en az birinin kadınlardan seçilmesi zorunlu” olan bu kurullar,“Tıp, eczacılık, hukuk, kamu yönetimi, sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmetler, eğitim bilimleri ve benzeri alanlarda en az dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından … mezun olmak ve mesleği ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarında ya da özel sektörde en az on yıl çalışmış olmak” koşullarına uygun değişik mesleklerden belirli niteliklere sahip insanlar arasından seçilmektedir (m. 2, 3). Bu kurulların başarılı çalışmalarına  devam etmesi gerekir.
  2. Plân’a göre “Bireysel başvuru sisteminin dokuz yıllık uygulaması değerlendirilecek ve etkinliği artırılacaktır.” (s. 23). 7.5.2010 tarihinde TBMM, 12.9.2010 tarihinde  halkoylamasıyla kabul edilen 5982 sayılı Kanun’la yapılan kapsamlı  Anayasa değişiklikleri arasında 148. maddeye eklenen hükümlerle herkese “Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlâl edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine”  başvurma hakkı tanınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidilmesine gerek bırakmamak için yapılan bu düzenlemenin sonucu olarak, arada geçen “dokuz” değil, yaklaşık 11 yıl içinde Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruların çokluğu nedeniyle Yüksek Mahkeme, fiilen bir İnsan Hakları Mahkemesidurumuna gelmiştir.

Bugün yapılması gereken şudur: Anayasa’da yapılacak bir değişiklikle–başvuru için Avrupa Hakları Sözleşmesi sınırlaması olmaksızın, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlâl edildiği iddiasıyla” başvurulabilecek bir İnsan Hakları Yüksek Mahkemesi kurulma-lıdır. Böyle bir değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin ağır iş yükünü de hafifletecek ve çalışmalarının son olarak16.4.2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun’la değişik 148. madde gereğince “kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün … Anayasaya uygunluğunu” denetlemesine yoğunlaşmasınısağlayacaktır.

İnsan haklarının kamu gücü tarafından ihlâl edilmesini önlemek ve konuya verilen önemi göstermek için yapılması gerekenbaşkabir işlem, bir İnsan Hakları Bakanlığı kurulmasıdır. Başbakan Mesut Yılmaz’ın 1997 yılında kurduğu 55. Cumhuriyet Hükümeti (ANAP-DSP-DTPKoalisyonu), benim insan haklarından sorumlu Devlet Bakanlığım zamanında bu uygulama vardı. Ayrıca önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 09/04/1997 tarihli Genelgesi uyarınca Devletin sürekliliği anlayışı içindekurulan İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu, Devlet Bakanı olarak benim başkanlığımda Başbakanlık, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları müsteşarlarının, gerektiğinde ilgili kamu ve özel kuruluşlar temsilcilerinin katılımlarıyla Ankara ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde haftalık toplantılar düzenlemiş; insan hakları ihlâllerinin, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi amacıyla kanun tasarıları, yönetmelikler ve adlî rapor formları hazırlamış, genelgeler çıkarmıştır. Her toplantı sonundayapılan basın açıklamaları ve sözü edilen çalışmalar, kitap olarak yayımlanmıştır. Yeniden böyle bir kurulun oluşturulmasında yarar vardır.

ç) Plân’a göre “Adalet hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Havalimanı’nda başlatılan 7 gün 24 saat adliye uygulaması, hava ve yolcu trafiğinin yoğun olduğu diğer hava limanlarında da yaygınlaştırılacak”, ayrıca ifade alma işlemlerinin  de “adliyelerde 7 gün 24 saat esasıyla yapılması sağlanacaktır.”  (s. 36, 65). Kesintisiz adalet hizmeti için düşünülen bu uygulamaların birtakım sakıncaları vardır. Havalimanları mahkemeleri hâkim ve Cumhuriyet savcılarıyla tam teşkilât olarak kurulmadıkça, davacı ve davalılar ile avukatları yerlerini almadıkça  yapılacak yargılama, “duty free shop” (gümrüksüz alışveriş) basitliğinde bir ayak divanından öteye gidemez. Ayrıca  gerek hava limanlarında, gerek adliyelerde 7 gün 24 saat çalışacak olan hâkim ve savcılar için haftalık çalışma saatleri düzenlenmedikçe, onların Anayasa’nın 50. maddesinde öngörülen dinlenme ve hafta tatili hakları ihlâl edilmiş olacaktır.

d) Plân’da “hukuk fakültelerinde öğrenim süresinin beş yıla çıkarılması” öngörülmektedir (s. 107 vd, 113). Böyle bir uygulamanın sonucu şöyle olacaktır: 6 yaşında ilkokula başlayan öğrenci, 4+4+4 = 12 yıllık ilk, orta ve lise öğreniminden sonra 18 yaşındabaşlayacağı 5 yıllık hukuk öğretimi ile 18 + 5  =  23 yaşında hukuk fakültesini bitirecektir. Fakat bu yetmiyor. Çünkü hâkim veya savcı olabilmek için 1 yıllık staj dönemi de var. Bunu da tamamlayan genç, –arada yıl kaybı olmamak kaydıyla–24 yaşında mesleğe başlayabilecektir. Aslında anayasa, idare, ceza, devletler hukuku gibikamu hukuku anabilim dalları  ile medenî hukuk, borçlar, ticaret hukuku gibi özel hukuk anabilim dallarını, hukuk ve ceza yargılamaları, idarî yargılama ve devletler özel hukukuanabilim dalları ile çağdaş gelişmelerle oluşan yeni hukuk dallarını zorunlu ve seçimlik derslerle bir araya getirecek 4 yıllık bir hukuk programı yeterlidir.

 ABD’de lisans düzeyinde bir öğretimden sonra yüksek lisans düzeyindeki hukuk fakültelerinde öğretim süresi 3 yıldır. Bunun nedeni, öğrencilere sağlam bir temel üzerinde geniş bir ufuk  kazandırmaktır.

Bizde hukuk fakültelerindeki öğretimin yetersiz görülmesi, temelde lise öğretiminin, özellikle Türkçe ve matematik öğretiminin tatmin edici olmayışından, lise öğrencilerinin yükseköğretimseçme ve yerleştirmesınavları için beş seçenekli sorularla test usulüne göre hazırlanmasından kaynaklanmaktadır.Bu, yükseköğretimin bütün alanları için geçerli bir saptamadır. Eğitim sistemini başlangıçtan itibaren çağdaş bir anlayışla yeniden düzenlemek, bu arada lise bitirme sınavlarından sonra yükseköğretime gidebilmek için olgunluk sınavlarını yeniden başlatmak ve yükseköğretim seçme ve yerleştirmesınavları sistemini yeniden değerlendirmek  gerekir  

3. Yeni Anayasa Sorunu

  •  

Böylece Plân’ın nihaî siyasî hedefi, açıkça ortayakonmuştur. Yukarıya alınan iki cümle, çelişkili gözükmekle birlikte; ilk cümlenin ve onun özetlediği İnsan Hakları Eylem Plânı’nın son çözümlemede ikinci cümlede belirtilen nihaî siyasî hedef içindekoratif nitelik taşıdığı kanısını güçlendirmektedir. Türkiye’nin ilk yazılı anayasası olanKanun-i Esasî’nin 1876’da ilânından günümüze kadar gelen 145 yıllık demokrasi mücadeleleri çizgisinden sapma niteliği taşıyan, 21 Ocak 2017 günü TBMM tarafından 339 oyla zorunlu halkoylaması aralığında, 16 Nisan 2017günü % 85.43 oranındaki katılımla % 48.59 oranında “Hayır” oyuna karşılık % 51.41 “Evet” oyuyla kabul edilen 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği, dünyada benzeri bulunmayan, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı, denetim ve denge mekanizmalarından yoksun birTürk tipi başkanlık sistemi getirmiştir.

İnsan Hakları Eylem Plânı’nda yer alması beklenmeyen yukarıdaki açıklama, bu sistemden vazgeçme düşüncesinin olmadığını, tersine onu daha da güçlendirme yoluna gidileceğini göstermektedir. Bunun yanında sivil yeni anayasa adı altında Anayasa’nın değiştirilemeyecek hükümlerini sıralayan ilk üç maddesi ile onların sigortası niteliğindeki 4. madde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün adının geçtiği Başlangıç ve Anayasa maddeleriile “İnkılâp kanunlarının korunması” kenar başlıklı 174. maddenin hedefte olduğu kaygısıyaygındır. Fakat Türk Milleti,Türkiye Cumhuriyeti’nin “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” nitelikleri (m. 2)ile Türkiye Devleti’nin “ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün”, resmî dilinin Türkçe, bayrağının “beyaz ay yıldızlı al bayrak”, millî marşının “İstiklâl Marşı”, başkentinin Ankara olması (m. 3) özelliklerinesahip çıkmasını bilecektir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın.

  1.  

_________________________

  1. İnsan Hakları Eylem Plânı. Özgür Birey, Güçlü Toplum; Daha Demokratik Bir Türkiye, [Ankara] Mart 2021 (Türkiye  Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı)
  2. Bk. ve krş. İnsan Hakları Eylem Plânı, age, s. 12, 14-17; 114 (Hedef 9.6).
  3. Bu ve siyasî partiler ve seçim kanunları ile ilgili diğer önerilerimiz ve gerekçeleri için bk. Hikmet Sami Türk, Siyasî Partiler ve Seçim Hukukunun Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri, Ankara 2019 (Yetkin Yayınları), s. 399-410.

k21qaxbtl2axx92nfr.jpg

 

 

 

HİKMET SAMİ TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500