Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

GEZİ PARKI VAKIF MALI DEĞİL

GEZİ PARKI VAKIF MALI DEĞİL, MİLLET BAHÇESİDİR

GEZİ PARKI VAKIF MALI DEĞİL
GEZİ PARKI VAKIF MALI DEĞİL Admin

Prof. Dr. Türk:

Gezi Parkı’nın herhangi bir vakıfla hiçbir ilgisi yoktur. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, –siyasî iktidarın başkanlık seçimini kaybettiği İstanbul Büyükşehir  Belediyesini zor durumda bırakmak, görev ve yetki alanlarını daraltmak için verdiği bir talimatı uygulayarak– Türkiyede zaten çok az olan parklardan biri ve Cumhuriyet döneminin ilki olan, giderek alanı daraltılan Gezi Parkı’nı amacından uzaklaştıracak, yasa dışı  bir devralma işleminden kaçınması gerekir.”     

Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün önceki gün (21 Mart 2021) İstanbul Taksimdeki  Gezi Parkı’nın  mülkiyetinin daha önce adı duyulmamış Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri  Vakfı’na ya da kısaca Sultan Beyazıt Vakfı’na  geçtiğini açıklaması üzerine; eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı:

Bu işlem, 13 yıl önce kabul edilmiş bir kanun hükmüne dayandırılıyor. 20.2.2008 tarih  ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun Vakıf kültür varlıklarının devrikenar başlıklı  30. maddesindeki düşük cümlede yer alan bu hüküm şöyle: Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.Anayasanın Mülkiyet hakkı’ ve Kamulaştırmaile ilgili 35 ve 46. maddeleri ile 2. maddesindeki hukuk devletiilkesine aykırı olan bu maddede devrin hangi mazbut vakfa yapılacağı belirtilmemiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, siyasî iktidarın talimatıyla belirlenecek herhangi bir mazbut vakfa devir işlemini yapmaktadır.

Fakat Gezi Parkı, Vakıflar Kanununun 30. maddesi kapsamına giren bir vakıf malı değildir. Dolayısıyla bu madde, Gezi Parkı hakkında uygulanamaz.

Gezi Parkı’nın Taksimde bulunduğu yerde eskiden Topçu Kışlası vardı. Rumî takvimle 31 Mart 1325te başladığı için tarihe 31 Mart Olayı’ olarak geçen, 13 Nisan 1909daki ayaklanma bu Kışlada başlamıştı.  Ayaklanma, Selânikten gelen, 23-24 Nisan 1909 gecesi İstanbula giren Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. Bu arada Kışla topa tutuldu.

1922de bu alanda tahtadan tribünlerle Taksim Stadı adı verilen stadyum yapıldı. İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi  Kırdar zamanında  Türkiyeye davet edilen Fransız mimar ve şehircilik uzmanı Léon Henri Prost tarafından hazırlanan  nazım plâna göre bu alan, Cumhuriyet döneminin ilk parkı (millet bahçesi) için ayrıldı. 1940da gerekli kamulaştırma işlemleri yapıldı. Gezi Parkı bu alanda yapılmıştır. Bugün de 3.7.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesine göre ağaçlandırma, park ve yeşil alanlaryapmak veya yaptırmak, belediyelerin görev ve sorumlukları arasındadır.

 Yıkılan Taksim Stadı ise, yerini Dolmabahçede  önce İnönü Stadı olarak inşa edilen, 1950de Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle adı önce Mithat Paşa, sonra  Dolmabahçe Stadı, bir süre önce de futbolla ve bu stadın verildiği spor kulübü ile ilgisi olmayan  bir marka reklâmıyla Vodafone Arena olarak değiştirilen stadyuma bıraktı.

Kısacası, Gezi Parkı’nın herhangi bir vakıfla hiçbir ilgisi yoktur. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, –siyasî iktidarın başkanlık seçimini kaybettiği İstanbul Büyükşehir  Belediyesini zor durumda bırakmak, görev ve yetki alanlarını daraltmak için verdiği bir talimatı uygulayarak– Türkiyede zaten çok az olan parklardan biri ve Cumhuriyet döneminin ilki olan, giderek alanı daraltılan Gezi Parkı’nı amacından uzaklaştıracak, yasa dışı  bir devralma işleminden kaçınması gerekir.”     

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500