Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

ABD POLİTİKASINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI

“Üzerinden 106 yıl geçmiş bir olayla ilgili, gerçek dışı Ermeni soykırımı iddiasını her yıl, üstelik bu kez ABD Başkanının ağzından dile getirmek onu yeniden canlandırmak demektir. Başkan Joe Biden, konumun gerektirdiği sorumlulukla bağdaşmayan soykırım iddiasıyla Türkiye ile ABD arasındaki dostluk ilişkilerinin de kolay kolay düzelmeyecek şekilde bozulmasına yol açmıştır. Ortaya attığı asılsız iddia buna değer mi?”

ABD POLİTİKASINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI
ABD POLİTİKASINDA ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI Admin

Prof. Dr. Türk

Üzerinden 106 yıl geçmiş bir olayla ilgili, gerçek dışı Ermeni soykırımı  iddiasını her yıl, üstelik bu kez ABD Başkanının ağzından dile getirmek onu yeniden canlandırmak demektir. Başkan Joe Biden, konumun gerektirdiği sorumlulukla bağdaşmayan soykırım iddiasıyla Türkiye ile ABD arasındaki dostluk ilişkilerinin de kolay kolay düzelmeyecek şekilde bozulmasına yol açmıştır. Ortaya attığı asılsız iddia buna değer mi?”

ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarını ‘genocide’ (soykırım) olarak nitelemesiyle ilgili olarak eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı:

“Bu gün ABD Başkanı Joe Biden, 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı koşullarında aldığı tehcir (zorunlu göç) kararının uygulamasında  meydana gelen olayları ‘genocide’ (soykırım) olarak niteledi. 2019 yılında Temsilciler Meclisi  ve Senato tarafından kabul edilen karar tasarılarında bu terim kullanılmakla birlikte;  Başkan Barak Obama ve Donald Trump, hukukî bir terim kullanmaksızın  olayları ‘büyük felâket’ olarak nitelemekle yetindiler. Biden ise, seçim kampanyası sırasında verdiği sözü tutarak ‘soykırım’ terimini kullandı. ABD’deki Ermeni diyasporasının çabalarıyla 24 Nisan, her yıl soykırım iddialarının tekrarlandığı bir gün hâline getirildiği için, önümüzdeki yıllarda da aynı terim kullanılmaya devam edecek-tir. Biden, gerçek olmayan bu iddiayı ABD Başkanı olarak dile getirmekle çok yanlış bir çığır açtı.

Çünkü söz konusu olaylarda bir soykırım yoktur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 9 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Hakkında Sözleşme’nin 2. maddesinde ‘soykırım’ şöyle tanımlan-mıştır:  

 ‘Bu Sözleşmede soykırım, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla aşağıdaki fiillerin işlenmesi anlamına gelir:

 a) Grup üyelerini öldürme; b) Grup üyelerine bedensel veya ruhsal  ağır zarar verme; c) Kasıtlı olarak grubun fizikî olarak tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak yaşam koşullarına zorlanması; d) Grup içinde doğumları engellemeye yönelik önlemler alınması; e) Grubun çocuklarının başka gruba zorla nakledilmesi.’

Aynı tanım, 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘Soykırım’ 76. maddesinin 1. fıkrasına alınmıştır.

 1915 olaylarından 33 ve 89 yıl sonra yapılmış olan bu tanımlar, ‘soykırım’ kavramının henüz bilinmediği bir dönemdeki olaylar hakkında uygulanmak istense bile ortada böyle bir fiil yoktur. Çünkü bu olaylar sırasındaki ölümler, Osmanlı Devleti’nin savaş hâlinde olduğu Çarlık Rusya’sının kışkırtmasıyla Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmak için ayaklanan Ermenilerin ihanetine ve bölgedeki mezalimine karşı halkın direnişi nedeniyle her iki tarafın uğradığı can kayıpları yanında; Devletin cephe gerisi bir önlem olarak uyguladığı tehcir sonucunda yollarda hastalık ve çete baskınları nedeniyle uğranılan can kayıplarından oluşmaktadır. Bu süreçte Ermeniler kadar Türkler de büyük acılar yaşadılar.

 Sonraki yıllarda Ermeni terör örgütleri, intikam almak için birçok cinayet işledi. Tehcir kararını veren veya uygulayan  İttihat ve Terakki Fırkası Hükümetlerinin sadrazamları Said Halim Paşa 1919’da Roma’da, Talât Paşa 1921’de Berlin’de, önde gelen Fırka yöneticilerinden Cemal Paşa 1922’de Tiflis’te Ermeni komitacılar tarafından öldürüldü. 1973’te Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Yardımcısı Bahadır Demir’in öldürülmesiyle başlayan ve sonraki yıllarda Ermeni teröristlerce  sürdürülen bir dizi cinayetle  34 Türk diplomatı hayatını kaybetti. Bu cinayetleri Türklerden başka kimse kınamadı.

Başkan Joe Biden, ABD’deki Ermeni lobisini memnun etmek için bir seçim yatırımı olarak söylediği sözlerin yol açabileceği sonuçları düşünmeliydi. Türk Milletinin asla kabul etmeyeceği bir iftirayı dile getirirken; bunun, iki komşu ülke olarak Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde olumlu bir etki yapmayacağını bilmeliydi. Savaşlardan sonra bile savaşan ülkeler barışır; aralarında yeniden dostluk kurulur. Üzerinden 106 yıl geçmiş bir olayla ilgili, gerçek dışı soykırım  iddiasını her yıl, üstelik bu kez ABD Başkanının ağzından dile getirmek onu yeniden canlandırmak demektir. Bırakınız, bu konuyu iç politika hesaplarıyla siyaset adamları değil,  tarihçiler tartışsın. Siyasî tarihi siyaset adamları yapar, ama tarihçiler yazar. Türkiye ile Ermenistan arasında  iyi komşuluk ve dostluk ilişkilerinin gelişmesini araya barikatlar  koyarak engellemeyiniz. Bunun kime ne faydası var?

Başkan Biden, konumun gerektirdiği sorumlulukla bağdaşmayan soykırım iddiasıyla Türkiye ile ABD arasındaki dostluk ilişkilerinin kolay kolay düzelmeyecek şekilde bozulmasına da yol açmıştır. Ortaya attığı asılsız iddia buna değer mi?”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500