Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN NE YAPMALI?

"Rumlar tarafından kabul edilmeyen egemen, eşit iki devletli çözüme gidecek yol, KKTC’nin diğer devletlerce tanınmasıdır. O nedenle Türkiye, öncelikle Güvenlik Konseyi’nin tanımayı engelleyen 18 Kasım 1983 tarih ve 541 (1983) sayılı Kararını yeni bir değerlendirme ile kaldırmasını ya da KKTC’nin tanınmasına olanak verecek yeni bir karar vermesini sağlamak için gerekli bütün diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN NE YAPMALI?
KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN NE YAPMALI? BafraHaber

Kıbrısta 1963 olaylarından 58 yıl sonra zoraki bir birliktelik yerine iki devletli, KKTCnin de BM ve AB üyeliğine kadar gidecek bir çözüm, iki toplumun isteğe bağlı işbirliğiyle bütün  Kıbrıs’ın geleceği bakımından çok daha verimli ve yararlı olabilir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sulamaları İletim Tünelinin ışık görünme törenine video konferansla katılarak yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununun çözümü için Adada iki ayrı halkın, iki ayrı devletin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini” belirten sözleri üzerine eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs sorununun çözümü için Adada egemen, eşit iki devletin varlığının kabul edilmesi gerektiğini belirten sözleri, bu konuda KKTC ve Türkiyenin ortak görüşünün ifadesidir.  Bu görüş, son olarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterresin çağrısıyla Güney Kıbrıs Yönetimi  Başkanı  ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı ile garantör devletler olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltereDışişleri Bakanlarının  katılımıyla 5+1 formatında 27-28 Nisan 2021 günleri Cenevrede gayri resmî olarak toplanan ve bir sonuca varmadan dağılan Kıbrıs Konferansı’nda açıklanmıştı. 

1960da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası plânda bu adla tanınmaya devam eden devlet olmakla birlikte; 1963 sonunda Rum terör örgütü EOKAnın Kanlı Noelolarak adlandırılan saldırılarıyla Türkler açısından bitmiştir. 1974 yazında Türkiyenin Adada aynı örgütün enosis (Yunanistanla birleşme) amaçlı bir darbe girişimi üzerine  Garanti Antlaşması’na dayanarak iki aşamada gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtıyla Türklerin güvenliği sağlanmış, Harekât sonrasında iki bölgeli, eşit haklara sahip iki toplumlu ortak bir devlet konusunda anlaşmaya varılamaması, bu konudaki uzlaşma girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine 15 Kasım 1983 günü  KKTCnin kuruluşu ilân edilmiştir.

O zamandan beri Adada fiilen iki bağımsız devlet bulunmakla birlikte; KKTC, şimdiye değin Türkiyeden başka hiçbir devlet tarafından tanınmamıştır. Bunun nedeni, Birleşmiş Milletler  Güvenlik Konseyinin 18 Kasım 1983 tarih ve 541 (1983) sayılı Kararıdır. Güvenlik Konseyi, bu Kararla  Kuzey Kıbrısta bağımsız bir devlet olarak KKTCnin kurulmasını ‘1960 Kuruluş ve Garanti Antlaşmalarıyla bağdaşma-yan, hukuken geçersiz ve Kıbrıstaki durumun kötüleşmesine yol açacak bir girişimsayarak geri alınmasını istemiş; bütün devletleri Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına saygı göstermeyeve Kıbrıs Cumhuriyetinden başka herhangi bir Kıbrıs Devletini tanımamaya’ çağırmıştır. 

  Güvenlik Konseyinde  1 karşı oy (Pakistan), 1  çekimser oy (Ürdün) ve  13 oyla kabul edilen bu Karara Türkiye dışında dünyanın diğer devletleri uymuş ve KKTCyi tanımamıştır. Aradan 38 yıl geçti. KKTC, bu süre içinde demokratik hukuk devleti olarak yaşama gücünü gösterdi. Kıbrıs sorununa 1964ten beri Birleşmiş Milletlerce çeşitli biçimlerde ve düzeylerde yürütülen çözüm arayışlarından, toplum-lararası görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Bunun nedeni, Rumların Kıbrıs Cumhuri-yetini kendi devletleri, Türkleri  bir azınlık olarak gören tutumlarıdır.

Rumlar tarafından  kabul edilmeyen  egemen, eşit iki devletli çözüme gidecek yol, KKTCnin diğer devletlerce tanınmasıdır. O nedenle Türkiye, öncelikle Güvenlik Konseyinin tanımayı engelleyen 18 Kasım 1983 tarih ve 541 (1983) sayılı Kararını yeni bir değerlendirme ile kaldırmasını ya da KKTCnin tanınmasına olanak verecek yeni bir karar vermesini sağlamak için gerekli bütün diplomatik girişimlerde bulun-malıdır. Türkiye, bu konunun Güvenlik Konseyi önüne getirilmesinde Konseyin 5 sürekli üyesi arasında bulunan, aynı zamanda Kıbrısta Türkiye ve Yunanistanla birlikte 3 garantör devletten biri olan, ortak sorumluluk taşıyan İngilterenin desteğinden yararlanabilir.

Kıbrısta 1963 olaylarından 58 yıl sonra zoraki bir birliktelik yerine iki devletli, KKTCnin de BM ve AB üyeliğine kadar gidecek bir çözüm, iki toplumun isteğe bağlı işbirliğiyle bütün  Kıbrıs’ın geleceği bakımından çok daha verimli ve yararlı olabilir.      

HİKMET SAMİ TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500