Önce terör saldýrýsýnda yitirdiðimiz evlatlarýmýza, ardýndan depremde yitirdiðimiz vatandaþlarýmýz, öðretmenlerimize Allah'tan rahmet ailelerine baþsaðlýðý diliyoruz. Her ne kadar içimize nifak tohumlarý yerleþtirmeye çalýþýlsa da birlik beraberlik zamaný, buna her zamankinden daha çok ihtiyacýmýz var. Cumhuriyet Bayramýna denk gelen bu kötü günler de törenler iptal edilse bile yüreðimizde iptal edilemeyecektir. Fazla uzatmayacaðým Cumhuriyetin en büyük kazanýmlarýndan olan köy enstitülerinin bir memleketin kaderine nasýl etki edebileceðini anlatan bir yazý paylaþmak istedim sizlerle.
Son yýllarda 17 Nisan'da Köy Enstitüleri’nin kuruluþ yýldönümünün kutlanmasý sevindirici. Cumhuriyetin bu ulvi projesinin amacý; köyden gelen yetenekli çocuklarýn tam donanýmlý olarak yetiþtikten sonra, tekrar köylerine dönerek geride kalan ve okuma fýrsatý veya olanaðý bulmamýþlarý eðiterek ülkenin okuryazar düzeyini yukarý taþýmasýydý. Köy Enstitüleri’nin o günkü eðitim yöntemi gününün en ileri eðitim yönteminden daha donanýmlýydý. Bu modelde teorik ve pratik eðitim birlikte alýnýyordu. Yalnýz temel dersler deðil, yaþama dair bütün konular bir bütünlük içinde iþleniyordu. Bir taraftan güçlü bir tarih eðitimi yanýnda tarým, el iþi ve güzel sanatlar ile yurttaþlýk bilinci ve ulusal bilinç kazanýyorlardý; diðer taraftan dünya klasiklerini okuyarak, müzik dinleyerek, tiyatro yaparak dünya deðerleri ile tanýþýyorlardý. Bu model þimdi bütün dünyada tartýþýlan yüksek öðretimde probleme dayalý öðretme modeline çok benziyor. Ayrýca AB’nin yüksek öðretimde baþlattýðý Leonardo Da Vinci siteminin yýllar önce uygulandýðý bir þeklidir.
Köy Enstitüleri Ne Zaman Kuruldu?
Cumhuriyeti kuran çaðdaþ aydýn kadrolar eðitimin öncelikle köylerden baþlamasý gerektiðini belirleyerek, eðitimi köylere indirgemeyi benimsemiþlerdir. En büyük eserleri ise Köy Enstitüleri’nin kuruluþu idi. Çok deðiþik ve çarpýcý bir giriþim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir. Ne yazýk ki halen önemi yeterince anlaþýlamadý. Köy Enstitüleri’nin baþlýca amacý kýrsal alaný kalkýndýrmak, köylüyü eðitmek ve eðitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmekti. Çünkü Cumhuriyetin kurulduðu yýllarda ülkemizde okuryazar oraný neredeyse yok denecek kadar düþüktür. Özellikle kadýnlarda ve köylerde durum daha da kötüdür. Bu tablo karþýsýnda Atatürk ve arkadaþlarý yeni rejimin ruhunu ve düþüncesini köye de ulaþtýracak bir eðitsel devrim hareketini baþlatýrlar. Gerçek anlamda devrimci bir hareket olan Köy Enstitüleri hareketi yalnýzca köyün maddi kalkýnmasýný deðil, ayný zamanda ve daha önemli olarak köy insanýný bilinçlendirmeyi, onu hiçbir kuvvetin istismar edemeyeceði modern bir kýrsal yaþam biçimine kavuþturmayý amaçlar. 17 Nisan 1940'da "Köy Enstitüleri" kurulmaya baþlanýr.
Amaç Neydi?
Köy Enstitüleri’nde yaþam, dönemin öðretmen ve öðrencilerinin anlatýmý ile tam "birliktelik, katýlým, yetki" ve "sorumluluk" eksenlerine oturtulmuþtur. Enstitülerde kararlar yönetici-öðretici-öðrenci üçlüsünün katký ve onayýyla alýnýr. Okul yöneticileri ile öðrenciler her konuyu tartýþabilirler. Enstitüleri’nin kuruluþunda Atatürk politikasý uygulanýr, tarýma elveriþli arazilerin seçilmesine özellikle özen gösterilir. Eðitim anlayýþý açýsýndan Köy Enstitüleri’yle diðer okullar arasýnda çok önemli nitelik farký bulunmaktadýr. Köy Enstitüleri’ne eðitim anlamýnda yüklenen sorumluluk aðýr ve anlamlýdýr. Köy Enstitüleri’ndeki anlayýþ o dönemde "Eðitim, Üretim içindedir" þiarýdýr. Hep beraber ülkeyi kalkýndýrmak için üretmek ve hayata birlikte bakmaktýr.
Cumhuriyeti kuran genç kadro, büyük çoðunluðu köylü olan ve ayný oranda okuma yazma bilmeyen toplumu kýsa yoldan okuryazar yapmak istiyordu. Bu proje ayný zamanda ülkemizin çaðdaþlaþma ve modernleþme projesi idi. Yine genç cumhuriyet kadrosu, demokrasiyi altýn tepside sunmuþtu ve yaþamasý için altýnýn doldurulmasý gerektiðinin farkýndaydý. Onun için demokratik bir yapýlanmanýn zorunlu olduðunun farkýndaydýlar. Bunun baþarýlmasý için de çok yönlü yetiþmiþ, özgüveni geliþmiþ, karþýlaþtýðý sorunu çözebilen yetenekli ve zeki köy çocuklarý ile iþe baþladýlar. Eðitim ve öðretim sorun çözmeye yönelikti. Özellikle Türkiye gibi halen köy kökenli ve tarýma dayalý yapýlarda modelin önemi çok sonradan daha iyi anlaþýlmýþtýr. Çünkü köy çocuklarý bu modelde hem eðitiliyor hem de geleceklerini hazýrlýyorlardý. Küçücük çocuk köyünden geldiði gibi üretimin içerisine giriyor, kendi okulunu kendisi yapýyor, koyun güdüyor, müzik yapýyor, klasik eserler okuyor. Kendisine koyun gütmesi söylenen çocuk artýk sorumluluk almýþ olmakta ve kendi sorumluluðunu ve bilincini oluþturmak zorunda. Ýsmet Ýnönü Hasanoðlan’da yol kenarýnda koyun güden çocuklarýn azýklarýnda ekmek parçasýnýn yanýnda klasikler görünce aradýðýný bulduðunu ve gelecekten umutlu olduðunu belirtir. Duvar ören, tarým yapan, marangozluk, demircilik yapan, ayný zamanda dünya klasiklerini okuyan ve müzik yaparak ruhunu güzelleþtiren mutlu insanlarý yetiþtiriyordu. Bilindiði gibi bu þekilde yetiþen çocuklar kendilerine güveni olan, mutlu ve üretken insanlardýr. Ancak bugün özgüveni eksik, çok sayýda insanýn mutlu olmadýðý ve kimseye güvenmediði bilinmektedir. Karþýsýndakine güvenmeyen kendisine de güvenemez. Kendine ve karþýsýndakine güvenmeyen de demokrat olamaz (Erdal Ataberk). Ýþte Cumhuriyetin genç kuþaðý üreten, paylaþan ve dönüþtüren demokrat insanlar yetiþtirerek ülkenin modernizasyonunu hedefliyorlardý. Bu, onlarýn ülkenin geleceðine iliþkin temel felsefeleri idi.
Çaðýn En Ýleri Eðitim Modelidir
Köy Enstitüleri eðitim modeli, bireyler eolaylarýn farkýna varabilme yetisi kazandýrýyordu. Kendi bilincine varan, ülkesinin ve dünyanýn deðerlerinin farkýna varýr. Bu da yurttaþlýk bilincini yaratýr. Ancak ülkemizi bu duruma getiren soðuk savaþ mantýðý sahipleri, ülkemizin geleceðe yönelik yetiþmiþ insan yetiþtirme projesini erken fark ettiler ve engelleyebildiler.
Köy Enstitüleri aslýnda ülkemizin içinde tam algýlanmadan, dünyada yanký bulmuþtu. Þakir Ezacýbaþý NTV'de yanlanan Kültür ve Kimlik programýnda 1950'li yýllarda Londra'da toplanan Asyalý öðrenciler konseyi toplantýsýnda konuþan UNESCO baþkanýnýn Türkiye'nin, yani Tonguç Hocanýn Köy Enstitüleri’nin önemini vurgulayan bir konuþma yaptýðýný belirtiyor. Toplantýda UNESCO baþkaný Birleþmiþ Milletler’de Köy Enstitüleri ile ilgili birçok belgenin ve dokümanýn olduðunu ve örnek gösterildiðini vurgular. Tabii bu büyük projenin çýktýlarý olan eðitmenler gittikleri köylerde hemen iþe sarýlýr, köylüleri eðitmeye baþlar. Ülkenin her tarafýna yayýlan eðitmenler bir taraftan okuma yazma öðretir, diðer taraftan doðrudan köylülerin üretim artýþýna yönelik pratik iþlere giriþirler. Kýsa sürede bu eðitmenlerin gittiði köylerde sosyal faaliyet artar. Köylerde tiyatro bile kurulur, köy kahvelerinde okuma odalarý açýlýr. Bugün ülkemizin köy kökenli okumuþ kiþilerinin genelde bu tür eðitmenlerin bulunduðu ortamdan geldiðini göreceksiniz. Bu konuda araþtýrma yapmýþ bir okurumdan aldýðým bir e-posta iletisinde, Köy Enstitüleri açýldýðýnda zamanýn Amerikan hükümetinin hazýrladýðý istihbarat raporunda "Dikkatli olun Türkler büyük bir eðitim atýlýmýyla geliyor" denilmektedir. Ancak Köy Enstitüleri’nin kapanmasý ülkemizin baðýmsýzlýk politikasýnýn kýrýlma noktasý ve miladý olarak görülebilir. Bu tarihten sonra eðitimin dokusu ve felsefesi deðiþmiþ, köylere kültürel aðýrlýklý eðitim, yerini ezberci eðitime býrakmýþtýr. Cumhuriyetin temel hedefi olan köylüyü aydýn çiftçi durumuna getirmek yerine sahipsiz, kendi sorunlarýný devlete iletemeyecek kadar yalnýz ve aciz býrakýlmýþ, çaresiz durumda görmek hepimizi rahatsýz etmektedir.
14 Nisan 2005 Perþembe günü Prof. Dr. Emre Kongar'ýn Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düþünce Kolu’nun davetlisi olarak 3 saati aþkýn süren mükemmel konferansýný dinleyince olayýn ne denli önemli olduðunu anladým. Sayýn Kongar'ýn konferansýnda insanlýk tarihinin geçirdiði tarým, sanayi ve biliþim devrimlerinin yanýnda dünyadaki geliþmelere ve soðuk savaþýn ülkemiz üzerindeki etkilerini dinleyince bir kez daha Köy Enstitüleri’nin niçin kapatýldýðýný daha iyi anladým.
Batý Bu Modelden Neden Korktu?
1940'lý yýllarda üniversitelerin özerkliðinin baþladýðý dönem Hasan Ali Yücel’in Köy Enstitüleri’nin kurulduðu döneme denk gelmektedir ki; bu dönemde UNESCO tarafýndan dünyaya Türk eðitimi model örnek olarak gösterilmektedir. Türk eðitim tarihine bakýldýðýnda Cumhuriyetin eðitim projesinin bu dönemde þahlandýðý, ancak çok kýsa sürede önünün kesildiði görülmektedir. Bu dönemden sonra soðuk savaþ anlayýþý ile ülkemizin önüne konulan süreç sonucu insanlarýmýz birbirine düþürüldü, toplumun en dinamik kesimi olan üniversite gençliði aðýrlýklý olarak olaylara da taraf olduklarý için üç kez ülkede darbe yapýldý ve her seferinde üniversiteler sorunlarýn merkezi olarak gösterildiði için üniversiteler zaptü-rapt altýna alýnmaya çalýþýldý.
Köy Enstitüleri’nin temel espirisi, bu eðitim modeli kiþinin kendi farkýna varýlabilirliðini kazandýrmasýydý. Anlýyor, düþünüyor, sorguluyor ve üretiyor. Yaptýðý iþin verdiði mutluluk ile yaþamýna anlam katabiliyordu. Maalesef ülkemiz o gün bu kazanýmý koruyamadý. Çünkü o dönemde toplumun eðitim düzeyi, demokrasiyi sindirme bilinci, batýnýn baskýsý sonucu bu proje ortadan kaldýrýldý. Bugün bizler Köy Enstitüleri’ni okuyunca hayýflanýyoruz, ancak yakalanan fýrsatlarýn deðerlendirilmemesi kaçan trene benziyor. Toplum olarak o dönemde neye sahip olduðumuzun farkýnda deðildik. Bugün de farkýnda olduðumuz inancýnda deðilim.
Köy Enstitüleri’nin Kapatýlmasýnýn Bugüne Yansýmasý Nedir?
O dönemde ülkemizin karþý karþýya olduðu zorlu koþullar ve dýþ dinamiklerin ülkemiz üzerinde kurduklarý psikolojik etkinin sonucu olarak Köy Enstitüleri, soðuk savaþa kurban edilip kýsa sürede kapatýlarak tarihin raflarýna kaldýrýldý. Bunu takip eden süreçte ülkenin aydýnlýk geleceðinin eðitim projesi önce yatýlý öðretmen okullarýna, sonra yatýlý okula, sonra da normal lise eðitimine zamana yayýlarak bertaraf edildi. Ülkenin dinamik gençlik sað sol ayrýmý yapmadan anarþinin içine sürüklendi ve üç kez yapýlan darbelerle gençlik pasif hale getirildi.
Ülkenin yönetiminde söz sahibi olmasý gereken entelektüel kesim devletten yavaþ yavaþ dýþlandý. Bu dönemden sonra da ülkemiz eðitimi kalite yönünden gerilemiþ, ülkemiz sürekli borçlu bir duruma gelmiþ, kýrsaldan kentlere plansýz göçler baþlamýþ, devasa kentler etrafýnda kontrol edilemez büyüklükte varoþlar ortaya çýkmýþtýr. Sonuç olarak bugün yönetilemez ve kontrol edilemez bir duruma gelinmiþtir. Ülkenin yetiþkin insan kaynaklarýný yetiþtiren üniversitelerinin özerkliði çok bulunarak kýsýlmýþ, neredeyse ileri lise düzeyinde eðitim veren kurumlar durumuna sürüklenerek, bugün hepimizin bildiði tablo ile karþý karþýya gelinmiþtir.
Sorumlu yok. Hesap verecek de yok.
Bir kez daha vurgulamak gerekirse, bazý detaylarda yapýlacak eleþtiriler, böyle büyük bir projenin deðerini düþürmediði gibi, o günden bugüne, bir daha ayný büyüklükte bir "düþünce" ve "planlamaya" rastlayadýðýmýzý, üzülerek ifade etmek durumundayým. Ancak olumlu tarafýndan bakarsak, o günün zor koþullarýnda bunlar baþarýlabildiðine göre, bugün çok daha fazlasýný neden baþaramayalým, diye kendi kendime soruyorum.
KAYNAK:
Ortaþ, Ý. (2005). Ülkemizin kaçýrdýðý en büyük eðitim projesi: Köy enstitüleriPiVOLKA, 4(17), 3-5.
Köy Enstitüleri Projesi’nin günümüz koþullarýna uyarlanmýþ probleme dayalý öðrenme modalarýný baþta üniversitelerimiz olmak üzere denemeye ne dersiniz!
cumhuriyet bayramýnýz kutlu olsun
sevgiyle kalýn