Reklamı Geç
Advert
Biz de Allah'a bıraktık
Gonca Vural

Biz de Allah'a bıraktık

Baba erenler bir gün hamama gitmiş.

Bu içerik 497 kez okundu.
Reklam

 

           Güzelce yıkanmış,  temizlenmiş, göbek taşına uzanıp keyif çatmaya başlamış. Derken, gözü hamamın içinde dolaşan, milletin ayakları altında ezilen hamam böceklerine takılmış. Bektaşi ister istemez düşünmüş ve içinden Allah`a seslenmiş; 

           Yüce Allah`ım, hikmetinden sual olunmaz, lakin ne diye şu hamam böceklerini yarattın? Zavallı hayvanlar, hepsi de kara kuru, çirkin, hiçbir ise yaramaz. Bir de böyle hamam köşelerinde oradan oraya koştururlar, çile çekerler, ayak altında ezilirler. 

           Bektaşi biraz daha fikredip hamam sefasını tamamlamış ve evine dönmüş. Aradan haftalar geçmiş. Bir gün baba erenlerin kaba etinde bir kaşınma başlamış. Ama ne kaşınma! Önce tatlı tatlı kaşınırken, bektaşi artık dayanamaz olmuş. 

            Kaşındıkça kaşınmış, kaba etleri yara bere içinde kalmış. İş zevk vermekten çıkıp adeta bir işkenceye dönüşmüş. 

Erenler artık sırtüstü yatamaz, oturamaz olmuş. Tanıdığı ne kadar doktor varsa hepsine kaba etlerini göstermiş, bir çare bulamamışlar. Bektaşi canı acıya acıya kaba etlerini ovalıyor, resmen sakır sakır kan akıyormuş. 

           Sonunda, al canımı ya Allah diye dualar etmiş. Nihayet baba erenlere şifalı otlar kullanarak her hastalığı iyileştiren bir kocakarıyı tavsiye etmişler. 

            Erenler, çaresiz, kadını çağırmış, cılk yara olan kaba etini ona da göstermiş. 

            Kadın, Bektaşiye, derhal uşağını hamama gönder. Bulabildiği kadar hamam böceği toplasın, demiş. Söylediğini yapmışlar. Şifacı kadın getirilen böcekleri bir tokaçla güzelce ezmiş. İçine çeşitli otlar katmış, macun kıvamında bir merhem hazırlamış, bektaşinin kaba etlerine sürmüş. Bu merhemi iki hafta boyunca düzenli kullanırsanız hiçbir şeyiniz kalmaz demiş ve gitmiş. 

            Hakikaten birkaç hafta sonra bektaşi tamamen iyileşmiş. 

            İyileştikten sonra bektaşi bir iş gereği deniz Yolculuğuna çıkmış. Gemi güzel güzel ilerlerken birden fırtına kopmuş. Dev gibi dalgalar gemiyi sanki bir fındık kabuğu gibi oradan oraya savurmaya başlamış. 

            Kaptan duruma bakmış, yolcuları çağırmış ve onlara seslenmiş; Bu fırtınaya dayanamayız. İşimiz Allah`a kaldı! Herkes dua etsin, belki yüce Allah halimize acır, fırtınayı uzaklaştırır. Bunun üzerine yolcular bildikleri bütün duaları okumuşlar. Kimisi adaklar adıyor, kimisi eğer kurtulursa yüzlerce fakiri doyuracağını falan söylüyormuş. İçlerinde sadece baba erenler, diğer yolculara aldırmadan piposunu yakmış firtınayı seyrediyormuş. 

           Bunu gören kaptan, bektaşiyi azarlamiş; - Bre zındık, herkes dualar ediyor, sen niye bize katılmıyorsun? 

           O zaman erenler cevabi yapıştırmış; 

           - Bak, kaptan efendi, ben cenab-ı Allah`ın işine bir defa karıştım, aylarca g.tümün üstüne oturamadım! 

           Bundan sonra asla işine karışmam. Gemi onun, ister batırır, ister çıkarır.

sevgiyle kalın

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kalkınmanın temeli eğitim
Kalkınmanın temeli eğitim
2018 Yılının İlk ÜNİ-DOKAP Toplantısı Yapıldı
2018 Yılının İlk ÜNİ-DOKAP Toplantısı Yapıldı
Bursa Escort