Reklamı Geç
Advert
TOLİKA'YI BULDUK FAKAT!
Gonca Vural

TOLİKA'YI BULDUK FAKAT!

Hayatı boyunca Müslüman komşularıyla, dostça, kardeşçe bir hayat süren Bafralı Tolman'ın Dimitro'su diye anılan bir Pontoslu Rum'un kızıdır Tolika...

Bu içerik 959 kez okundu.
Reklam

Bafra'nın Yizigöl adındaki köyünde 1918 yılında doğmuştur.

 

                Bir gün köylerini basan Jandarma’nın zulmünden kurtulmak için, kendisinden dört yaş büyük ablası ve babası ile yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. Bu kaçış esnasında babası ölmüş ve 8 yaşındaki ablası Kirya Sofiya ile yapayalnız kalıvermiştir Tolika.… Kendileri durumundaki birçok insanla beraber Samsun'da askeri bir kışlada kalırlar bir süre. Sonra arabalara doldurulup Bafra'ya doğru gönderilirler.

 

                Sonrasını Kirya Sofiya’dan dinleyelim:

                “Bir cehennem olan Samsun'daki askeri kışladan kurtulduğumuza sevindik. Çünkü Bafra'da babamın dostu olan çok sayıda tanışımız vardı. 

 

                Yol çok tehlikeliydi ve bitmek tükenmek bilmiyordu, madem ki gönderildiğimiz yere varamayacaktık, Hacı Ömer denilen bir Müslüman Köyü’nde gecelemek kararı aldık zorunlu olarak.… Hacı Ömer Köyü’nün Müslümanları bizim hemşehrilerimizdir, babamı çok iyi tanıyorlardı. Bu nedenle bizi ellerinden geldiğince özenle ağırladılar.””

 

                Ertesi gün yolculuğa devam ederler. Kırık dökük at arabasının sürücüsü Hüseyin adında biridir. Vahşi görünümlü, asık suratlı bir adam!.. İçindeki kötülüğü yüzüne vurmuş olanlardan…

Yolda Tolika'nın tuvaleti gelir ama korkudan söyleyemez. Dişini sıkar ama dayanamayacak duruma gelince ablasına sessizce eğilerek çok sıkıştığını söyler.

 

                Kirya Sofia korkarak, Hüseyin'e kardeşinin kakasını yapması için durmaları gerektiğini söyler. Çok ıssız ve terk edilmiş bir yerdedirler. Hüseyin, Tolika'nın tuvalet ihtiyacının, gecikmelerine neden olacağından saldırganlaşır. Arkaya döner, Tolika'yı elbisesinden yakalayıp yola atar.

Ben küçük kız kardeşimi, Hüseyin'in onu savurduğu yerde, toprağın üstünde bir yığın gibi gördüm. Tolika gecikmeden, aceleyle hemen kalktı, köhne arabanın peşinden koşmaya başladı. Aynı zamanda ağlayarak çığlık çığlığa feryat ediyordu:

 

                “Bacikam al beni,… Bacikam al beni!”’ (Yani, kız kardeşciğim, bacım beni de al yanına, kardeşçiğim beni de yanında götür, bırakma beni bacım, kardeşim al beni de yanına, anlamında.)…

“Araba uzaklaştıkça, kardeşimi gözümün önünden kaybediyordum. Ve aynı anda, sesi de, hüngür hüngür ağlaması içinde yitip gidiyordu. Bir süre sonra onu ne görebiliyor ne de sesini duyabiliyordum artık .” diye anlatır Kirya Sofia.

 

                Sonra Kirya Sofia Samsun'da açılan ”Öksüzler  Yurdu'na verilir. Birkaç ay sonra da yanında birçok öksüzle birlikte bir gemiye bindirip Yunanistan'a götürülür.

Karadeniz'deki yurdundan , köklerinden koparılan, öksüz bir kızcağız olarak Yunanistan'a varır.

Kefalonia adlı bir öksüzler yurduna getirilir. Beraberinde Ermeni kızlar da vardır. Orada okuma yazmayı öğrenir, birinci sınıfı bitirdikten sonra Lutkrakiu adlı başka bir öksüzler yurduna gönderilir. Daha sonra da Korintos'a...

…

                Yorgo Kalpakidi adlı bir gençle evlenip yuva kurar Sofia Kirya ‘nın yedi kız çocuğu olur, on bir de torunu;

…

                Ama yaşlandıkça aklı hep o ıssız yere takılır; Hüseyin'in kız kardeşi Tolika'yı fırlatıp attığı yere…

Ve kulaklarından sürekli onun hıçkırıklar içinde bağıran sesi…

                “Bacikam al beni, bacikam al beni”...”

                2011 yılında Kirya Sofia maalesef müjdeli haberi alamadan vefat etti.

Gelelim hikâyenin devamına 2010 yılının mayıs ayında Tolika'yı kaleme aldığımda Yunanistan'daki ailesine de mektupla ulaştım, onlar da bana geri döndüler ve telefonla irtibat kurduk, Tolika'yı bulma umuduyla araştırmalara başladık. Kirya Sofia ölmüştü, fakat kızı Eleni teyzesi Tolika'yı bulmak için annesinin vasiyetini yerine getirmek için çırpınıyordu, biz de yardımcı olmaya kararlıydık. Recep Yılmaz abi ve Antikacı Hayrullah kardeşimizle koyulduk araştırmaya. Uzun ve özenli araştırma sonucu çünkü adı Tolika olan çok kız vardı, ipuçlarıyla Tolika'yı bulduk, bulduk ama Tolika'da ölmüştü,ardında bir oğlan çocuğu bırakmıştı, Yunanistan'a Eleni'ye haber verdik hemen aileden birkaç kişiyle geldi.

Hangi aile olduğunu ve Tolika'nın oğlunun ismini vermek istemiyorum, aileye gittik, birbirlerini gören kuzenler öyle bir hasretle kucaklaşıp ağladılar, gözyaşları ve hıçkırıklar içersinde, hem sevinç hem hüzün birbirine karıştı.

 

                Tolika'yı arabacı Hüseyin'in attığı yerden kimin bulduğunu bilmiyoruz fakat Bafra'nın çiftlik sahibi aileleriden birinin yanında 13, 14 yaşına kadar yanaşma olarak büyütülmüş, daha sonra bir delikanlıyla evlendirilmiş, o delikanlıdan bir oğlu olmuş fakat konu komşu bir türlü rahat vermeyip sürekli dedikodu yaparak Tolika'nın evliliğinin bozulmasına sebep olmuşlar, kocası oğlunu alıp Tolika'yı başka bir çiftliğe yollamış, çiftlikte bir müddet kaldıktan sonra bir ineğe karşılık başka bir adama verilmiş, ondan sonra Tolika sıkıntı ile vereme yakalanmış çok geçmeden evlat hasretiyle ölmüş, bu arada çocuğu da babası başka bir aileye vermiş, anlayacağınız çocuk anasız ve babasız büyümüş. Hem anadan hem babadan yoksun uzun yıllar yaşamış, Kuzenleriyle tanışıp halleştikten tekrar yaraları depreşti ama en azından kavuşmuş oldular. Kirya Sofia ve Tolika yaşarken birbirlerine hasret öldüler ama eminim öbür dünyada buluşmuşlardır. İkisini buluşturamadık ama en azından çocukları birbirini buldu elimizden bu kadarı geldi merak edenlere. Dilerim savaşlar hiç yaşanmaz, savaşın en mağdurları çocuklar, onlar kanatsız melek, dilerim çocuklar savaşlarda ölmez. Bu gerçek hikâyenin sonu da burada noktalandı...

 

                                                                                                 Sevgi ve sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehre ruh kazandırıyoruz
Şehre ruh kazandırıyoruz
OMÜ TÜRKÇE Başarısını Rektör Bilgiç'le Paylaştı
OMÜ TÜRKÇE Başarısını Rektör Bilgiç'le Paylaştı
Bursa Escort - Mersin Escort