Reklamı Geç
Advert
ATATÜRK – VAHDETTİN GÖRÜŞMELERİ
Ali Ak

ATATÜRK – VAHDETTİN GÖRÜŞMELERİ

Mustafa Kemal Atatürk, son Osmanlı padişahı VI. Mehmet Vahdettin ile on kez görüşmüştür.

Bu görüşmelerin ilki ve birlikte çıktıkları Almanya seyahati Vahdettin’in veliahtlığında, dokuzu da padişahlığında yapılmıştır.

Vahdettin’in 4 Temmuz 1918’de padişah olmasından sonra yapılan görüşmelerin üçü Ağustos 1918’de, altısı ise 13 Kasım 1918 ile 16 Mayıs 1919 tarihleri arasında olmuştur.

Bu görüşmeleri üç ana başlıkta toplayabiliriz:

Metin Kutusu: ALİ AKEmekli ÖğretmenKolay Mahallesi BAFRA1- Vahdettin’in veliahtlığı döneminde yapılan görüşmeler.

13 Aralık 1917’de yapılan ilk görüşme ve görüşme konusu olan Almanya seyahatinin 15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihleri arasında gerçekleşmesi; Mustafa Kemal Paşa’nın 21 gün boyunca bu seyahatte her gün Veliaht Vahdettin’in yanında görevli bulunması nedeniyle yapılan görüşmeler.

2- Vahdettin’in padişahlığında yapılan Ağustos 1918 görüşmeleri: 5, 9 ve 16 Ağustos olmak üzere üç görüşmedir.

3- Mondros Mütarekesinden sonra yapılan görüşmeler:

Bu görüşmeler; 15 Kasım 1918, 22 Kasım 1918, 29 Kasım 1918, 20 Aralık 1918, 15 Mayıs 1919 ve 16 Mayıs 1919 da gerçekleşmiştir.

30 Ekim 1918’de yapılan Mondros Mütarekesinden sonra Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a gelişi olan 13 Kasım 1918’den 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a hareket edişi arasında geçen altı aylık dönemde yapılan bu görüşmelere “Mütareke Dönemi Görüşmeleri”de denir.

Mütareke dönemi görüşmelerini anlatan kaynaklarda bazı görüşmelerin tarihlerinin farklı olduğu, bazı görüşmelere de yer verilmediği görülmektedir.

Bütün bu görüşmeleri o günlerin ortamını da gözler önüne sererek açıklamaya çalıştım.

Umarım bu yazı dizisini okuyarak hoşça vakit geçirirsiniz.

Büyük Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının Cumhuriyet yolundaki yürüyüşlerini anlayabilmek dileğiyle…

 Emekli Öğretmen ALİ AK

 

I. BÖLÜM:

İlk Görüşmeyi Hazırlayan Nedenler

Yıl 1914, Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında girmişiz. Ordumuzda, Genel Kurmayımızda Alman Generalleri görev yapıyor. Donanmamızın komutanı bile Alman.

Almanların oyunları ve zorlamasıyla Rusya ile savaşa tutuşmuşuz. Kafkasya cephesini açmışız. 22 Aralıkta başlayan Sarıkamış Harekatında ordumuz kahramanca savaşmış. Sarıkamış’a da girmişti ama Ruslara değil açlığa-soğuğa yenilmişti. 90.000 askerimiz soğuktan donmuştu.

 

NEDEN?

Çünkü; Almanları Avrupa’da rahatlatmak için baharı beklemeden açılmıştı cephe.

1915’in 19 Şubatında başlayan Çanakkale savaşlarında, Boğaz ile İstanbul doğrultusunda savunma görevi yapacak 1. ordu’nun komutasını Alman Limon Von Sanders’e vermişiz. (1)

Çanakkale kara savaşları için kurulan V. Ordu’nun komutanlığına  25 Mart 1915’de aynı Limon Von Sanders’i getirmişiz. (2) Bu komutanın yanlış kararlarına karşı çıkan Mustafa Kemal sayesinde düşmanı yenmişiz de İstanbul’u kurtarmışız.

Ya 1916 Yılında Ne Yapmışız?

Bu yılın başlarında Ruslar; Erzurum, Van, Bitlis’i 8 Mart’ta Rize’yi ve 18 Nisan’da Trabzon’u işgal etmişlerdi (3). Karadeniz halkı kadın, çocuk canla başla savaşıyordu. Ruslar sadece karadan değil, denizden de en ağır toplarla Karadeniz kıyılarını vuruyordu. Rusların topları Cos Dağını ‘4) vururken kahraman Oflular da Rus askerlerini Of’un derelerine gömüyordu. Baltacı deresi günlerce kan akmıştı.

Karadenizliler vuruşa vuruşa çekilmiş Rusları Harşit Çayı’nda durdurmuşlardı.

İşte bu günlerde Doğu Karadeniz Rus işgalindeyken 120.000 askerimizi Alman Genel Kurmayı emrine Avrupa’ya göndermişiz. Evet yanlışlık yok. Bir de yazıyla yazalım yüz yirmi bin askerimizi, yüz yirmi bin Anadolu evladını Almanların emrine göndermişiz…

 

NİÇİN?

Müttefikimiz, Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’a destek olsun diye, 120.000 askerimizi Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerine uğurlamışız. Hem de her birlikten en iyilerini, gençlerini, sağlıklı olanlarını seçerek. Hem de silahlarıyla birlikte. Hem de kendi askerlerimizde yeterli silah yokken.

Alman Limon Von Sanders kendi anlatıyor:

“Bugün garnizonun sevkiyat yerini gördüm. Mevcudu 8000’i aşmaktadır. Ne var ki çeşitli modellerden olmak üzere ancak 1050 tüfek vardı” (5).

Bu sözleri Türk askerine komutanlık yapan Alman söylüyor. Yani 8 askerimize bir tüfek düşüyor. Bir tüfekli askerin peşinde 7 asker sırasını bekliyor.

Ve en sondaki şahit olacak 7 arkadaşının şehadetine. En seçme 120.000 Türk evladı giderken Avrupa ülkelerine.

 

VE 1917’DE

1917’nin 11 Mart’ında Türk kuvvetleri Bağdat’ı boşaltmıştı. Bağdat’ın kaybı Osmanlı devlet adamlarını telaşa düşürmüş; halkta üzüntü ve öfke yaratmıştı (6). Ülkede Enver Paşa’ya karşı hoşnutsuzluk doğmuştu.

Bağdat’ın alınması için “Yıldırım Orduları Gurubu” kurulmuş, komutanlığına da Alman General Falkenhayn getirilmişti. 5 Temmuzda da Mustafa Kemal bu Alman General Falkenhayn’a bağlı Yedinci Ordu Komutanlığı’na atanmıştı.

Mustafa Kemal, Falkenhayn’ın planlarına karşı çıkıyor anlaşamıyordu.  Falkenhayn, Mustafa Kemal’e ilk günlerde sandıklar dolusu Altın göndermiş ama o bu oyuna gelmemişti (7). Alman general çok kanlı bir savaşa bütün ordunun yok olması ihtimaliyle hazırlanıyordu, Türk askerine acımıyordu.

Filistin cephesi komutanı Cemal Paşa da Mustafa Kemal’i destekliyordu “Eldeki kuvvetleri Halep’le Şam arasına toplamak nereye gerekirse oraya göndermek istiyordu (8).

 

ENVER PAŞA MI?

Enver Paşa, Halep’te Mustafa Kemal’in de katıldığı bir ordu komutanları toplantısında (...) Seferin kararlaştırılmış ve eldeki en iyi Alman Generalinin başa getirilmiş olduğunu söylüyor: “Rica ederim” diyordu; “beni fikrimden caydırmaya çalışarak vakit kaybetmeyin (9).

Mustafa Kemal, 1917 yılı Eylül ayında Talat ve Enver paşalara bir rapor gönderdi. Bu raporda halkın sıkıntılarını, ordunun durumunu anlattı ve isteklerini sıraladı. İstekleri yerine getirilmezse 7. ordu komutanlığından affını rica etti. Yani istifasının kabul edilmesini istedi. 7 Ekim tarihinde Falkhayn’a verdiği cevapta “Dünkü tarihli mektubumla arz ettiğim izahattan başka bir mazaratta bulunamayacağımdan affımı rica ederim” dedi (10).

Neler istiyordu Mustafa Kemal “Avrupadaki bütün Türk kuvvetleri geri alınmalı ve Suriye’yi savunmalı” diyordu. Bütün cephenin de Müslüman Osmanlı komutanının emrine verilmesini istiyordu. Yani yüz yirmi bin Türk askeri Avrupa’dan Suriye cephesine gelse savaşın kaderi değişirdi.

“Enver ve Falkenhayn, Kemal’i düşüncesinden vazgeçirmeye çalıştılar. Ama o caymadı. Enver de istifayı kabul etmekten başka çare bulamadı (11).

Mustafa Kemal 11 Ekim’de Halep’ten hareket etti ve 15 Ekim’de İstanbul’a geldi (12). Durmuyordu duramıyordu. “Arkadaşlarıyla görüşüyor, savaşın kaybedildiğini söylüyordu.” Ayrı bir barışla savaş sona erdirilmeli diyordu.

Arkadaşı ve dostu Rauf, Mustafa Kemal’e göz-kulak oluyor ve başını derde sokacak siyasi entrikalardan uzak tutmaya çalışıyordu. Mustafa Kemal’e durmadan ihtiyatlı, sabırlı ve soğuk kanlı davranması için kardeşçe öğütler veryordu (13).

Mustafa Kemal kendini vatana adamıştı, gerçekleri söylemeye devam ediyordu.

 

Alman İmparatoru İstanbul’da

İşte bugünlerde Alman İmparatoru (Kayzer) II. Wilhelm, 15 Ekim 1917’de İstanbul’a geliyor.

Bu II. Wilhelm’in İstanbul’a üçüncü gelişidir (14).

Türklerin yaptığı fedakarlıklara teşekkür mü edecek acaba?

Yok yok Çanakkale Savaşlarının geçtiği alanları görmeye gelmiştir.

Alman İmparatoru II. Wilhelm, 17 Ekim’de Çanakkale’deki savaş alanlarını gezer. Suvla koyunda Limon Von Sanders’ten bilgi alır. Bu gezide Harbiye Nazırı ve Başkomutan vekili Enver Paşa da vardır. Enver Paşa, İmparator II. Wilhelm’in karşısında hazırol vaziyette durur (15).

Alman imparator, gezi sonunda Osmanlı Padişahını karargahına davet ediyor. Davet, Osmanlı hükümetince kabul edilmiştir. Ziyaretin iadesi yapılacaktır. Ama padişah V. Mehmet Reşat hastadır. Seyahate çıkacak durumda değildir. Padişahın yerine veliaht Vahdettin’in Almanya’ya gönderilmesine karar verilir. Resmi heyet hazırlanırken de 7 Kasım’da Başkomutanlıkta göreve başlayan Mustafa Kemal’in Veliahta eşlik etmesi uygun görülür. Enver Paşa, Mustafa Kemal’in Almanlara karşı olan tutumunun yumuşayacağı düşüncesindedir. Mustafa Kemal de bu görevi kabul eder.

Mustafa Kemal – Padişah Vahdettin Görüşmeleri Başlıyor (16).

Birinci Görüşme (İlk Görüşme)

Veliaht Vahdettin ile Almanya seyahatine çıkmayı kabul eden Mustafa Kemal, hazırlıklarına başlamıştır. Bu seyahatte tercümanlık yapacak olan Naci Paşa Mustafa Kemal’in Harp Okulu’ndan öğretmenidir.

13 Aralık 1917’de Mustafa Kemal ve Naci Paşa birlikte veliaht Vahdettin Efendi’yi Vaniköy Köşkünde ziyaret ederler.

Mustafa Kemal, Vahdettin ile ilk defa bu ziyarette karşılaşır. Vahdettin:

“Sizinle müşerref oldum; Memnunum” der.

Bir süre durduktan sonra devam eder:

“Seyahat edeceğiz değil mi?”

“Evet, seyahat edeceğiz, diye cevap verir Mustafa Kemal. Sonra da seyahat hakkında bilgi verir:

“Efendi Hazretleri beraber seyahat edeceğiz, seyahat iki gün sonra başlayacaktır” der.

Ayrıca da 15 Aralık akşamı garda hazır bulunmalarını, oradan hareket edileceğini belirtir.

Bu görüşme kırk dakika sürer. Veliahta veda edip oradan ayrılırlar. Bu ilk görüşmede Mustafa Kemal 36, Veliaht ise 56 yaşındadır. (16 nolu notta belirtilen kaynaklardan özetlenmiştir.)

 

ALMANYA SEYAHATİ  (Seyahat Boyu Görüşmeler)

İlk görüşmede belirtildiği gibi 15 Aralık 1917’de Sirkeci Garı’ndan Veliaht Vahdettin Efendi başkanlığında Almanya seyahati başlar (17). Daha ilk anlarda Mustafa Kemal, Veliaht’a kendisini uğurlamak için gelen askeri birliği selamlamasını söyler. Tren hareket ederken de bir pencere açtırarak:

“Bu pencereden askeri ve ahaliyi selamlayınız,” der.

“Niçin? Lazım mıdır?

“Evet, lazımdır” (18)

Bu seyahat 21 gün sürer. Buna 21 gün süren seyahat görüşmeleri demek daha doğru olur.

21 gün boyunca Mustafa Kemal tren yolculuğunda, Alman İmparatoru II. Wilhelm ve devrin tanınmış komutanlarıyla görüşmelerde, karargahta, otellerde, yemeklerde her zaman her yerde Veliaht Vahdettin Efendi’nin hep yanındadır. Türk heyeti 23 Aralıkta Berlin’e gelir (19).

Berlin’de “İmparator’un misafiri olarak Adlon Oteli’nde ağırlanırlar. Burada Vahdettin, basın toplantıları düzenler. Mustafa Kemal Paşa’nın gezi boyunca kendisine telkin ettiği fikirlerden etkilenerek konuşur. Bu durum Mustafa Kemal’i sevindirir” (20).

Ancak bu günlerde İstanbul’da Mustafa Kemal’in arkadaşı Rauf üzüntülüdür. Rauf Bey, Ruslarla 22 Aralıkta başlayacak olan barış görüşmeleri için Brest Litvoks’a gitmeye hazırlandığı günlerde İsmail Canbulat’tan duyduğu haberlere canı sıkılır. Haberlerin konusu Mustafa Kemal’in Enver Paşa’ya karşı bir teşebbüsünün olduğudur.

Sözü Rauf Orbay’a bırakalım:

“Ben İsmail Canbulat Bey’den bu haberi aldığım zaman ilk önce Enver Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa aleyhinde fevri bir harekete geçmesi ihtimalinden korktum” (21).

Rauf Bey’i korkutan haberleri özetlersek:

Savaş Bakanı Müsteşarı (ve levazımatı umumiye reisi) İsmail Hakkı Paşa, Mustafa Kemal’e uzun açıklamalardan sonra “bir askeri kabine kurulması halinde kabinede görev kabul edip etmeyeceğini sormuş. Ayrıca bu durumu sağlamak için de kendisine bağlı 10.000 kişilik bir kuvvetin İstanbul’da ve Anadolu kıyılarında hazır bulunduğunu, yine bu kuvvetten Enver Paşa’dan başka kimsenin haberi olmadığından söz etmiştir. Mustafa Kemal de bunu Ali Fethi Bey’e söylemiş, o da Talat Paşa’ya anlatmış; Talat Paşa’da arkadaşlarıyla birlikte Enver Paşa’ya sormuşlar.

Enver Paşa da; “Böyle bir kuvvetin gerçekten var olduğunu, fakat kendisinin de Harbiye Nazırı olarak içinde bulunduğu kabineye karşı olamayacağını” belirtmiş ve arkadaşlarını ikna etmiştir.

Rauf Orbay, Brest Litvoks’ta yapılacak görüşmeler hakkında talimat almak üzere Enver Paşa’ya gittiğinde sözü Mustafa Kemal’e getirerek düşüncelerini öğrenmek ister. Uzun uzun konuşurlar.

Enver Paşa, Mustafa Kemal’in tavırlarını, hizmetlerini anlatır ve “Hiç şüphesiz hizmetlerinden memleketin istiğna gösteremeyeceği değerli kumandanlarımızdandır”, der. Bir an Rauf Bey’in içi rahatlasa da Enver Paşa’nın “Fakat son günlerde yine bazı siyasi tahriklerde bulunduğunu haber alıyorum” demesi üzerine; tatlı-sert bir üslupla Mustafa Kemal’i müdaafa ederek “İşittiklerini ciddiye almamasını” rica eder. Enver Paşa’ya veda edip ayrılırken içi rahatlamıştır (23).

Rauf Bey, Enver Paşa’ya veda ederken daha o anda Brest Litvosks’a giderken Berlin’de bulunan Mustafa Kemal’i ziyaret etmeyi kafasına koyar.

 

RAUF BEY BERLİN’DE

Rauf Bey, Berlin’e geldiğinde doğruca Adlon Oteli’ne giderek, Mustafa Kemal’le bütün bunları enine boyuna konuşur. Rauf Bey Veliaht Vahdettin Efendi ile de görüştükten sonra Berlin’den ayrılır (24).

 

ADLON OTELİNDE

Gelelim tekrar Veliaht Vahdettin Efendi’nin Adlon Oteli’ndeki basın toplantılarına:

Veliaht Vahdettin bu basın toplantılarında yaptığı konuşmalarda Mustafa Kemal’i sevindirdiği gibi cesaretlendirir de.

Yine bir basın toplantısı sonunda yalnız kaldıklarında Mustafa Kemal, Vahdettin’e bir teklifte bulunacağını belirterek izin ister.

Vahdettin’in “Buyurun, söyleyiniz” demesi üzerine aralarında şu konuşma geçer:

“Mustafa Kemal: “Henüz hükümdar (padişah) değilsiniz ama Almanya’da imparatorun veliahtın ve bütün prenslerin birer görevi olduğunu gördünüz. Siz niye devlet işlerinden uzak kalıyorsunuz?

Vahdettin: “Ne yapabilirim ki?”

Mustafa Kemal: “İstanbul’a döner dönmez bir ordu komutanlığı isteyin. Ben sizin kurmay başkanınız olurum.”

Vahdettin: “Hangi ordunun komutanlığı?”

Mustafa Kemal: “Beşinci ordunun” (Bu boğazları savunmakla görevli orduydu).

Vahdettin: “Vermezlerki”

Mustafa Kemal: “Siz yine de isteyin”.

Vahdettin: İstanbul’a döndüğümüzde görüşürüz.” (25)

Veliaht Vahdettin Efendi başkanlığındaki Osmanlı heyeti, Almanya seyahatini tamamlayarak 5 Ocak 1918’de İstanbul’a döner.

Genç Osmanlı Paşası Mustafa Kemal, bu seyahatte geleceğin padiahını yakından tanımış ve ülkenin içinde bulunduğu durumu da kendisine anlatmıştır.

 

Not: (Notlar, yazı dizisi sonunda verilecektir.)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TEKİNER VE SAİTOĞLU AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ
TEKİNER VE SAİTOĞLU AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ
50 YIL SONRA BİRARAYA GELDİLER
50 YIL SONRA BİRARAYA GELDİLER
Bursa Escort - Mersin Escort