Reklamı Geç
Advert
BİR TALAY GİDİYOR – BİR TALAY GELİYOR
Ali Ak

BİR TALAY GİDİYOR – BİR TALAY GELİYOR

Mustafa Kemal, Dr. Rasim Ferit Talay’ı kapıdan uğurlamış, merdivenleri ağır ağır çıkarak annesinin odasına gelmiş yer minderine oturmuştu. Makbule’nin getirdiği yastığa da yaslanmış rahatlamıştı. Zübeyde Anne de oğluna hem dua ediyor hem de gurur ve sevgiyle bakıyordu.

Eve bir rahatlık, bir huzur gelmişti. Kimsenin uyumaya niyeti yoktu.

Makbule: “Kahve yapayım mı? Diye sordu.

Daha cevabını almamıştı ki evin giriş kapısının hızla çalındığı duyuldu. Mustafa Kemal “Doktor bir şey unuttu herhalde diyerek pencereye koştu. Dış kapı rahatça görülüyordu: Gelen kişi Avukat arkadaşı Saadettin Ferit Talay’dı.

Mustafa Kemal Paşa:

- “Saadettin Ferit Bey, geliyorum.” Diye seslendi.

Makbule ve annesi Saadettin Ferit Talay’ı çok iyi tanıyorlardı. Biraz önce giden dr. Rasim Ferit Talay’ın 10 yaş büyük kardeşiydi. Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal Bey’in avukatlığını yapmıştı. Aynı zamanda Mustafa Kemal’in de avukatıydı.

Mustafa Kemal, kapıya koştu. Kapıyı açar açmaz Avukat Saadettin Ferit ok gibi içeri fırladı. Hızla merdivenleri çıktı. Zübeyde Anne’nin odasına girdi. Çok önemli bir bilgiyi hem Zübeyde Anne’nin hem de Makbule’nin duymasını ister gibi bir hali vardı.

Avukat ulu orta söyleyiverdi:

- Sizi götürecek Bandırma Vapuru, İngilizler tarafından Karadeniz’de batırılacakmış, (118) deyiverdi.

Zübeyde Anne soğukkanlıydı, dinliyordu.

Avukat bey, bu haberi kendisine Osmanlı Bankası Müdürü Berc Keresteciyan’ın ulaştırdığını anlattı (119).

Osmanlı Bankası müdürü Berc Keresteciyan, aynı zamanda Kızılay 2. Başkanıydı. Kendisine güvenilirdi. Çünkü; Anadolu’ya ilaç, para yardımı yapan ve Kuvvay-ı Milliyeyi destekleyen bir kişiydi.

Bu haber Makbule’yi çok heyecanlandırmıştı. Zaten avukat beyi görür görmez Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal Bey’in başına gelenleri hatırlamıştı.

Mahkemedeki yalanları, yalancı şahitleri, mahkeme üyesi Nemrut Mustafa Paşa’nın yalancı şahitleri daha fazla yalana, iftiraya teşvik etmesini hatırlamıştı.

Nemrut Mustafa Paşa bir yalancı şahit olan Artin’e;

- “Akrabalarından kimlerin kesildiğini de söyle” dediğinde, yalancı sahtekar, kiralık Artin;

- “Amcamın oğlu, kızı” demiş ve duraklamıştı.

Yalancı Artin’in yalan uydurmakta zorlandığını gören Nemrut Mustafa Paşa:

-“Anam, babam, hepsini söyle (120) diyerek yalancı şahit Artin’i yalan söylemeye cesaretlendirmişti.

Aynı Nemrut Mustafa Paşa, Şehit Kemal Bey’in şahit getirerek istediğini, “acelemiz var” diyerek kabul etmemişti.

İngilizlerin idam isteğini yerine getirerek Türk Milletine korku salmak istemişti.

Ya Şehit Kemal Bey’in ağlaması hiç gözünün önünden gitmiyordu.

Şehit Kemal Bey savunmasını okurken ağlıyordu. Salonda buluna yüz kişi de göz yaşlarına boğulmuştu. Şehit Kemal Bey’in avukatı yok muydu?

Elbette vardı. O avukat işte karşılarında oturan avukat Saadettin Ferit Bey’di (121). Çok etkili savunma yapmıştı. Ama mahkeme, İngilizlerin ve Ermenilerin baskısına boyun eğmiş idam kararını vermişti. Zaten bu mahkeme de tutukluları salıveren hakimler hükümet tarafından hemen görevden alınıyordu.

“Bu Divan-ı Harp, D. Ferit’in ilk kabinesi süresince bir kez başkan, iki kez savcı değişmişti (122).

Şehit Kemal Bey, Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin Fetvası (123) ve padişah Vahdettin’in onayıyla 10 Nisanda idam edilmişti.

“Kemal Bey’in cenazesi, vasiyeti üzerine Kadıköy Kuşdili Çayırındaki oğlunun mezarı yanına gömülmek üzere ailesine teslim edilmişti. Cenazeyi Kadıköyde Tıp Fakültesi öğrencileri;

“Türklerin Büyük Şehidi Kemal Bey” yazılı bir çelenkle karşılamıştı (124). Büyük bir cenaze töreni yapılmıştı.”

Yurtsever subaylar ve erler de oradaydı. Yine tıp öğrencilerinden biri, Şehit Kemal Bey’in mezarı başında yaptığı konuşmada:

- “İngilizleri Odesa’dan attılar. Haydi biz de İstanbul’dan kovalım. Ne bekliyoruz! Felaketimizi hazırlayan İngiliz’i yok etek zorundayız” demişti. Cenaze töreninin sonunda 8 kişi tutuklanmıştı.

İşbirlikçiler, işbirlikçi basından sabah ve Alemdar tutuklamalara doymuyordu. Cenaze törenini küçümseyen, törene katılan subayların da asılmasını isteyen yazılar çıkıyordu bu gazetelerde.

Alemdar’da yazan Refik Cevat, tutukluların serbest bırakılmasından şikayet ediyor, “daha şiddetli çabuk ceza tavsiye ediyordu (125).

Yine aynı kişi 12 Nisan (1919) tarihli Alemdarda tutuklu ittihatçılar için “Sehbalar bu adamlara layık değildir. Koparılması lazım gelen bu kafalar, kütükler üzerinde kesilip günlerce ibret taşında kalmalı” diye yazıyordu.

İşbirlikçi gazeteler hedef gösteriyor, iftiralar atılıyor tutuklamalar yapılıyordu.”Bir gazete, ittihatçılar yakalandığı halde, Mustafa Kemal’le Rauf’un niçin hala “Beyoğlu’nda ellerini kollarını sallaya sallaya dolaştıklarını” soruyordu (126). Kışkırtmalarda bulunuyordu (127).

Yeni Gazete 14 Mart günü; “Mustafa Kemal Paşa tutuklandı” diye haber yapmıştı.

15 Mart günü İleri Gazetesi bu haberi yalanlamıştı (128).

24 Martta Huku-u Beşer gazetesinde Mevlanzade Rıfat, hükümete gerekçeli sorular başlığıyla yazdığı yazı dizisinin bir bölümünde:

“Kağıt paranın geçerli olmadığı yerlerde ordu ve mülkiye memurlarının ihtiyaçları için milyonlarca altın ve gümüş para bastırılarak bazan vagon vagon ordu komutanı denilen “Ali sefillere, daha doğrusu haydut balarına teslim edildi” diyerek, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını yanı ordu komutanlarını suçlamıştı.

Mustafa Kemal Paşa aynı gün Harbiye Nezaretine yani Savaş bakanlığına uzun bir dilekçe yazarak bunu yazan kişi hakkında kovuşturma açılmasını istemişti (129).

Mustafa Kemal dilekçesinde:

“Osmanlı ordularını ve onların namuslu kumandanlarını bu surette teşhir edebilmek kabiliyeti ancak vatan ve milletin mahv ve izmihlalini arzu eden bir alçakta bulunabilir (130) diyerek yazmıştı…

25 Martta bu dilekçe, Alemdar gazetesinde yayınlanmıştı. Ancak öyle bir hava esmişti ki, gazete sahibi Mevlanzade Rıfat, “hem suçlu hem güçlü” bir tavır takınarak Mustafa Kemal hakkında hakaret davası açmıştı (131).

İşte bu davada Mustafa Kemal Paşa’yı şimdi karşısında oturan Avukat Saadettin Ferit Talay savunuyordu. Hatta bir iki mahkemeye gitmiş, davayı dağıtmış Mustafa Kemal’e zaman kazandırmıştı. Dava halen devam ediyordu (132).

Mustafa Kemal Paşa bir komplo bir kumpas karşısında kalmıştı. Şehit Kemal Bey’in mahkemesinde olduğu gibi mahkeme yalancı şahitlerle her türlü cezayı verebilirdi. Onun için Avukat Saadettin Ferit Talay, mahkemeyi uzatmaya Mustafa Kemal Anadolu’ya geçene kadar hep zaman kazanmaya çalışmıştı. Şimdi de tam Samsun’a gideceği günü şafak sökerken çok kötü haberi getirmişti.

Makbule, bütün bunları düşünüyor, hıçkırıklara boğuluyor, kendinden geçiyordu. Düşündükçe ve Saadettin Ferit Bey’in “İngilizler Bandırma Vapurunu Karadeniz’de batıracaklar” sözünü hatırladıkça sesini salarak ağlıyor, fenalaşıyordu.

Mustafa Kemal Paşa ve avukatı Saadettin Ferit Bey, Makbule’yi bu halde bırakarak evden çıkarlar.

Mustafa Kemal, bir gün önce Bekirağa Bölüğünde ziyaret ettiği Fethi Okyar’a verdiği sırları avukatına söyledi mi bilemiyoruz. Belki sokakta hiç konuşmadılar. Belki de konuşmaya fırsat bulamadılar. Çünkü halk sokaklarda bağırıyor çağırıyor feryat ediyordu.

Mustafa Kemal paşa ve avukatı halkın feryadını duyarak hüzün içinde yürüyorlardı….

 

 

 

 

(Notlar bölüm sonundadır.)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KAYMAKAM ALİ FUAT TÜRKEL BAFRA’YA VEDA ETTİ
KAYMAKAM ALİ FUAT TÜRKEL BAFRA’YA VEDA ETTİ
Başkan Zihni Şahin, Bakan Mustafa Varank'ı ağırladı
Başkan Zihni Şahin, Bakan Mustafa Varank'ı ağırladı
Bursa Escort - Mersin Escort