Diplomalı anne babalar
GENÇ İŞADAMLARI ANITKABİR’DE
ZİHNİ ŞAHİN “BAFRA DEĞİŞİM VE GELİŞİM YAŞIYOR”
93. Yılı Coşkuyla Kutladırlar
Bu yazı 19 Şubat 2010, Cuma 19:41:28 tarihinde eklendi. 3162 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bedestende Domuz Pazarlığı - Alptekin Ahıshalıoğlu

1981 yılının aralık ayının son günlerinde
Bedestende Domuz Pazarlığı

İstanbul’da ticari ilişkim olan gayrimüslim bir  arkadaşıma jest olsun diye yaban domuzu göndermek istedim ve domuz  avı  ile  ilgilenen  Bafra’nın  dağ  köylerinde  oturan   bir  avcıya  siparişi  verdim.

Avcı birkaç gün  sonra  koskoca domuzu bir çuval içinde sürükleyerek dükkanın önüne getirdi. Bedesten’de o anda  bir  kaynaşma oldu, tüm komşu esnaf başımıza üşüştü ve soru yağmuru başladı; bu  domuzu  ne  yapacaksın? Kaç paraya  aldın? Niye aldın, kime göndereceksin? Bu  arada hem konu  komşuya cevap yetiştirip hem de domuzu paketlerken arastanın nekre başı çilingir  Vural (Özçelik ) domuzu bana getiren köylünün koluna girip “penum  gardaşum  te  baa  , kaça  sattun domuzu Alptekin’e”  dediğinde avcı 25 lira diye cevap verir. Vural  avcıyı  çilingir  dükkanına götürür. Biz hazırladığımız koskoca paketi  İstanbul’daki arkadaşımıza gönderdik  ama, arkadaşımızın da anasından emdiği süt burnundan gelmiş, niye  mi… Arabasının  bagajına  zor sığdırdığı domuzu işlemesi için her zaman gittiği kasabı kendisini dükkana  bile  sokmamış, orası  burası derken yaban domuzlarının işlendiği bir yer bulmuş, bana telefon  açıp “ağbi çok sağol ama bana bir daha domuz gönderme” diye ricada bulundu.
Şimdi biz dönelim arastadaki domuz muhabbetinin devamına. Vural işi gereği her türlü  silahın tamiratını yaptığı için avcıları ve av muhabbetlerini çok iyi biliyor. Dükkanına  götürdüğü domuz avcısına önce  bir ıhlamur ikram ediyor ve  “demek domuzu 25 liraya  sattın” diye lafa başlıyor; bende sipariş versem bana da domuz vurup getirir misin?   Dediğinde bizim avcı keyifle tabi getiririm diyor.Vural telefonu alıyor bir sürü numara  çeviriyor ve “alo   Hüseyin, canım gardaşum nasılsın, İstanbul nasıl, senin keyfin nasıl “diye  avcıya  çaktırmadan  kapattığı  telefonda  sohbete  devam  ediyor  ve   sadede  geliyor  “ Hüseyin  yaban  domuzu var  ister  misin  ?   peki   kaç  para  verirsin  ,  125  lira  mı  ,   yapma   çok  az  verdin  ,  ver   bir  şey  daha  ,  tamam  140 ‘ a  anlaştık  ,  hayırlı  olsun   “  deyip  telefonu  kapatıp  avcıya  dönüyor   iki   tane   sipariş   aldık   .  Avcı  “ peki   benden    kaç   paraya   alacaksın “sorusuna  cevaben    tabii ki  “ Alptekin ‘e   verdiğin   fiyata   yani   25  liraya  “ dediğinde  avcı itiraz  ediyor  “ sen  benden  alıp  140 ‘a  satacaksın   bari  bana  100  lira  ver  “  deyince   pazarlık  kızışıyor  ,  bu   ara da    Hacıkabaş’ların   saatçi   Nevzat ‘ta   arayı   bulmaya   çalışıyor   ve  85  liraya  pazarlık  bitiyor.
Bir   kaç  gün  sonra  arastanın  başında   park  eden   bir   cipten   inen   avcı   keyifle  Vural’ın   dükkanına  geliyor   “ selamün   aleyküm   ,   ağabey   emanetleri   getirdim   valla  ikisi  de   kömüş   balağı   kadar  ,  cipin   arkasında   çuvalların   içinde “  diyor    . Vural  ;      “  malı    satacağımız   adama   telefon   edelim   bir   daha   indir   bindir   olmasın  deyip  telefona  sarılıyor  ,    gene   açıp   kapattığı   telefona   konuşmaya    başlıyor   “ Hüseyin  gardaşum  ,  domuzlar  geldi  ,   bu   akşam   otobüsüne   vereceğim  sen   yarın    alırsın   ,   ne  dedin  ,   bir  daha  söyle  ,   yok   canım  ,  avcı   bunları    bütünce    getirmiş  ,  derisini  filan   yüzmemiş   ,   o   şekilde   almam   diyorsun   ha  “  deyip   telefonu   kapatmış  ,   avcıya  dönüp   sen   bunları   geri   götür   ırmağa    at  ,   haftaya   getirdiğin   domuzları   ayni   kasapların   yaptığı   gibi   derisini   yüz   içini   temizle   kolilere   yerleştir   bana   öyle   getir “ der   bu   arada   dükkandaki    komşular   gülmemek   için    ya    avurtlarını   ısırırlar   ya   da   dükkandan   dışarı   kaçarlar .  Fena   halde   bozum   olan   avcı   ağlamaklı   bir   halde  “ haftaya   dediğin   gibi    yapıp   getireceğim “   der   ve    çıkar    gider .
Bu   arada  Bafra’da   domuz   lafı edildiğinde    mutlaka   birisi   “hey   gidi    vaktinde Rıza   bey    isimli    bir    emekli    subay    hemşerimiz    mütegallibeye   (gayri   müslim ) satmak    için    çoraktaki   çiftliğinde    bir    domuz    çiftliği    yapmıştı   ama  mübadelede   Hıristiyan   nüfus   Bafra’dan   gönderilince   domuzları   pazarlayamadığı   için   hayli   zarar  edip   domuz    çiftliğini    kapatmıştı   “ derdi  .   Rıza    beyin    adının    önüne    bu  girişiminden    sonra    bir   isim    daha    eklenmişti  “domuzcu   Rıza  bey “ diye  anılır  olmuştu .  Soy adı    kanunu    çıktıktan    sonra   ailenin    bazı    fertleri    Örsman  ,   bazıları  ise   Bafra   soy   adını   almıştır   ve    şu    anda   bu    ailenin   mensuplarının   bir    kısmı  Samsun’da   ,    büyük   bir   bölümü   ise   İstanbul’da    yaşamaktadır    deyip   bu    hatırlatmayı    yaptıktan   sonra   hikayemize   devam   edelim .
Ertesi    hafta    arastanın    başında  gene    bir    cip    durur   pak    eder   ,   içinden    avcı  inip   Vural’ın   dükkanına   yönelir   ama   bu   sefer   domuzları    vurduğu   tüfek   de  omzunda   asılıdır  ,   kapıyı   açtığında   Vural ‘ı    göremez “ usta   nerede “ diye   sorduğu  çocuklar  “ Of ‘ta   dayısı   öldü   apar   topar   cenazeye  gitti   “  deyip   avcıyı   başlarından  savarlar ,   aslında   cenaze   filan   yoktur   ama   Vural    tedbirini   alıp   o   gün    dükkana  uğramamıştır  .
Bedesten’in    3’ncü    sokağı    bu   tür    muziplikler   ve    şakaların  ,   tatlı    ağız  dalaşlarının    yapıldığı   yerdi  .   Bedesten’in   duayenlerinden    en   son   Bekir   Tokalak  ağabeyimizi   de   ahirete   yolcu   ettik  ,  eskilerden   bir   elin    parmakları    kadar  dostumuz    kaldı    bu    neşe   sokağında  .   Bu    vesile    ile    ebediyete    intikal    eden     tüm    eski    komşularıma    Tanrı ‘dan    rahmet   ,   ve    tüm    hemşehrilerime   hayırlı  bayramlar    ,   sağlıklı    ömürler    diliyorum   .
Sağlıcakla    kalın .

Yazdır Paylaş
Diğer Alptekin Ahıshalıoğlu Yazıları
BAFRA'MIZIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR
SU
YOL
OTO PARK
İŞSİZLİK
KALDIRIM İŞGALİ
ÇEVRE DÜZENLEMESİ
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı