Reklamı Geç
Advert
Bafra için kolları sıvama zamanı geç değil
Gonca Vural

Bafra için kolları sıvama zamanı geç değil

Gece saat 00.1, televizyonda kanalları karıştırırken TRT ‘1 de takıldım, kaldım. Tayfun Talip’oğlunun, Bam Teli programıydı tabiî ki ve Diyarbakır’ın ‘Eğil’ ilçesini gösteriyordu.

Ben ilk kez duydum ne yalan söyleyeyim, benim gibi bilmeyenlerde çoğunluktadır sanırım. Tayfun Talip oğlu o kadar güzel bir konu yakalamış ki herkesin seyretmesini isterdim. Eğil’de öğretmenlerinin teşviki ile liseye giden 20 çocuğa çoğunluğu kız, üç ay hızlı eğitimle kursu verilmiş. İngilizce, iletişim ve Eğil’in tarihi. Çocuklar başlamışlar işe önce ailelerini ikna etmişler,( kız çocukları hiç bir şey yapamaz ya) Sonra etraf, çevre derken Eğil’in makûs talihini hem de kız çocuklarının zihinlerde yerleşen işe yaramaz kabuğunu, düşüncesini kırmışlar. Ardından kaymakam, vali derken çocuklara büro şeklinde bir yer açılmış, oraya gelen turistleri karşılamak, tanıtmak ve turist çekmek vazifeleri olmuş ve bunu da çok güzel başarmışlar.

               Ayrıca kendileri daha liseye başlamışken oturdukları, yaşadıkları yerin tarihini öğrenmişler, hem de kendilerinden sonra gelecek çocuklara da görev hazırlıyorlar. İnanılmaz güzel geldi bana. Doğduk, büyüdük nerdeyse öleceğiz, yeteri kadar Bafra’yı tanımadan tarihini bilmeden, hatta kıymetini bilmeden yaşamışız yıllarca, kendimden, yetiştirdiğimiz gençlerden utandım doğrusu.

        Eğil’de ki bu gençler meslek sahibi olduğumuzda geri gelip kendi ilçemizde hizmet edeceğiz dediklerinde, kesinlikle verdikleri sözü yerine getireceklerine eminim.

      Öğretmenlerinin ellerinden öpüyorum, öğrencilerini, böyle değerli fikirlerle, ayrıca boş zamanlarını böyle güzel projelerle doldurdukları için.

      Şimdi ne var bunda diyebilirsiniz, valla benim için çok önemli bir proje. Çünkü geçen haftalarda köylere gittik, Bafra’nın birkaç köyüne, oralara giderken geçtiğimiz yerlerdeki tarihi değeri olan yerler, kale kalıntıları, kilise kalıntıları, çevre, nasıl anlatayım inanılmaz güzeldi. Bafra’da Turizm meslek lisesi var, böyle bir proje uygulayabilirler, utanıyorum ama kendimi de katmasam haksızlık ederim, ben Bafra’yı tanımıyormuşum, tarihini, ruhunu.. Çokta merak ederim aslında. Bildiğim, Bafra adına yazılmış kitaplardan, yaşlılara sorup öğrendiklerimden ibaret, ama daha fazlası, hem de çok fazlası varmış onu gördüm ve içim burkuldu ne kadar geç kalmışım diye.

        Bafra tarih, toprak, verimlilik, doğa güzelliği bakımından o kadar güzel ki Tanrı çok cömert davranmış çok şanslıyız, fakat bu şansın içinde eriyip gidiyor Bafra. Daha müzemizi açamadık, artık turizm’den başka bir şey kurtarmaz Bafra’yı defalarca söyledim, yinede söylüyorum. Bir ileti aldım birkaç ay oldu okuyucummuş tanımıyorum. Bafra’da dedeleri oturmuş Rum vatandaşımız ‘ Bafra’ya gelmeyi oraları görmeyi çok istiyoruz ama korkuyoruz’, diyor. Neden diye sorduğumda Kurtuluş savaşı sırasında dedelerinin, diğer Rum vatandaşların, katledildiklerini söyledi. Yani daha o yıllarda kalmış, silinmemiş kafalarından, olur mu öyle şey, savaş zamanı, herkes birbirini, katletmiş, göçler olmuş, buyurun gelin tabiî ki dedelerinizin yerlerini ziyaret etmek hakkınızdır dedim. Yani tanıtım çok önemli, artık bir şeyler yapma zamanı.

 Bafra’da tekel bitti, tarım kotalarla can çekişiyor, köylerde organik tarım yapılmaya çalışılıyor pazar bulunamıyor. Soğuk hava deposu, paketleme semeriyle seksen, nasıl kar edilecek. Gördük köylerde çocuklar özellikle kızlar okutulmuyor, gelsinler lütfen görsünler, Bafra’nın doğusu işte köylerimiz, yoksul olanlar zaten bir şey yapamıyor, maşallah muhtarlarda çalışmaktan başlarını kaşıyamıyor, o kadar ki Atatürk büstü konulmamış okulumuz dahi var köyde. Soruyoruz neden okutmuyorsunuz çocukları diye, okuyan çocuklar beş kilometre kar kış demeden okula gidiyor, beş kilometre evine dönüyor, göze alan yolluyor veya kendi götürüyor, göze alamayan, göndermiyor. Gel de kız ailelere nasıl kızayım. Sen yok taşımalı sistem, yok Yibo diye ne olduğu belli olmayan bir sistem oturtmaya çalış, köydeki okulları kapat, bir araya toplamaya çalış, servis yok bir şey yok, öğretmen verme, verdiğin öğretmen köye gitmez, muhtarlar, köylüler öğretmene yardımcı olmaz, daha ne sayayım. Okullarda su yok, bakım yok, sakın doğuyu anlatıyorum zannetmeyin, Bafra’nın köylerini anlatıyorum. Bence ağalık sistemi burada da var. Aklım almıyor, bir muhtar, görev almışsa, eğer köyüne hizmet etmek için çalışır, yani görevinin gereğini yapar,’ nasıl benim köyümde okumayan çocuk olur, nasıl benim köylüm aç kalır, ev bile denilmeyecek yerde benim köylüm nasıl oturur’, demezse ne işe yarar o muhtarlık. Orman ağaç dolu kesim, var satım var, köylü perişan, okumasınlar bilinçlenmesinler tabi ne gerek var, cahil olup’ vur kafasına al lokmasını’ hesabı daha işlerine geliyor açıkçası bu.

Ama çocukların kaderi bu olmamalı, aileler şehirdeki okullara yatılı gönderemiyorlar.  Hem gücümüz yok diyorlar, hem de yanlarında olmak çocuklarımız ve bizim için daha güvenilir diyorlar. Haklılar bir yönden şehre yerleştiklerinde geçinecek iş yok, ayrıca yaşadıkları yerleri bırakmak istemiyorlar. Doğal olarak hizmetin ayaklarına gitmesi şart. Çocuklar köylerinde okumalı, Yetkililer, muhtarlar, okullarla, öğretmenlerle, okula gidemeyen çocuklarla ilgilenmeli, bu devirde bu çağda, Türkiye genelinde başlatılan, okuma yazma bilmeyen kimse kalmasın kampanyaları, okuma bilmeyen kız çocuğu kalmasın kampanyası bizim köylerimize uğramıyor, okumak isteyen kız çocukları olmasına rağmen, başlık parasıyla evlendirilmek yeğ tutuluyor. Kız erkek çok da farkı yok, erkekler, dağa odun kesmeye, kızlar hayvan gütmeye analarına yardım etmeye devam ediyorlar. Gün gelecek analarının, babalarının yerini alacak olanlar ardı sıra yetişiyor.

         Köylerin ağa babaları veya köylerinden büyük şehirlere gitmiş, okumuş, hatta Bafra da aynı durumda, meslek sahibi olmuş insanlar memleketlerinde hizmet vermeli destek olmalı. Kimse geçmişini nerde doğup büyüdüğünü unutmamalı. Bu bir boyun borcudur bence. Yani Diyarbakır’ın Eğil’inde gençler bunu başarıyorsa, bizim gençlerimizde Bafra’nın makûs talihini kırabilirler. Boş zamanlarını internet başlarında, boş işlerle geçireceklerine, çok da güzel başarabilirler, büyüklerin ön ayak olması gerekiyor sadece. Söyleyecek, anlatacak o kadar çok şey var ki, sonra devam edeceğiz inşallah.

Sevgiyle kalın

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TEKİNER VE SAİTOĞLU AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ
TEKİNER VE SAİTOĞLU AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ
50 YIL SONRA BİRARAYA GELDİLER
50 YIL SONRA BİRARAYA GELDİLER
Bursa Escort - Mersin Escort