Bu yazı 26 Şubat 2010, Cuma 18:30:58 tarihinde eklendi. 4459 kez okundu.
İki Güzel Tesadüf - Alptekin Ahıshalıoğlu
Yaşamımızda bazen öyle ilginç şeyler olur ki bunu sözle ve de yazıyla anlatabilmek zor olur.
2009 yılının temmuz ayının 20'nci günü işyerimde bir arkadaşımla sohbet ederken ayaklarında şort ve ellerinde alışveriş poşetleri ile iki delikanlının vitrinime baktığını gördüm. Acaba alıcı mıdır diye delikanlılara dikkatlice baktım , gençlerin yüz hatları bana tanıdık geldi ve kalkıp yanlarına gittim , siz Oset misiniz sorumada cevap veremediler ama bu arada gençlerden birinin boynunda bir isimlik olduğunu gördüm işaretle düzeltmesini istediğimde az kalsın küçük dilimi yutacaktım , delikanlının boynunda asılı olan kartta "Osetya Muhtar Cumhuriyeti" yazısını okuduğumda afalladım , şaşırdım zira eskilerin deyimiyle resmen kan çekmişti, bendeniz bu yazıyı okuduğumda ne kadar şaşkın ve bir o kadar da mutlu olduğumu anlatamam, delikanlıların ellerinden tutup dükkanın içerisine onları adeta sürükledim ve kendilerine İngilizce biliyor musunuz diye sorduğumda hayır cevabını verdiler, tabii ki buyurun oturun dememe rağmen beni anlamadılar, o anda bildiğim birkaç kelime ile kendilerine Oset diliyle oturun dediğimde bu delikanlıların benim boynuma sarılmaları unutulacak bir manzara değildi, ben kendilerine filan ailenin torunu, falan ailenin damatları olduğumu anlatırken gençlerden biri kapının önüne çıkıp birilerine seslendi ve akabinde 5 - 6 kişilik bir gurup dükkanıma girdiler, içlerinden biri merhaba deyince bu hanım kızın onların tercümanlığını yaptığını öğrendim. Bu gençler 2008 yılında Samsun'a Osetya'nın başşehri Viladikafkastan gelen ve o yıl devlet halk dansları yarışmasında birinci olan ve 2009 yılında onur konuğu olarak davet edilen gurubun mensupları imişler . O akşam çocuklarımla birlikte bu dans gurubunu zevkle izledikten sonra gündüz tanıştığım tercüman hanım kızımızı aradım, birkaç dakika sonra bu tercüman hanım yanımıza geldi , kendisine bir zarf içinde kafkasyadan gelen resimlerle birlikte kendi kartvizitimi verdim ve bu resimleri gelen ekip sorumlusuna vermesini , hatta mümkün olursa bu ekibin yöneticileri ile görüşmek istediğimi söyleyince tercüman olan kızımız " Ben size yöneticileri yarın işyerinize getiririm " dedi . Ertesi gün öğe saatlerinde tercüman kızımız dükkana girip ekibi getirdim dediğinde şoke oldum zira 60 - 70 kişilik ekibi otobüsle benim dükkanımın önüne getirmişti , benim küçücük dükkanıma bu kadar kişiyi sığdırmam mümkün olamayacağı için tercüman kızımıza "Sen ekibi al ve DSİ 'nin karşındaki Gazi park'a git , bende hemen geliyorum dedim ve yanıma bazı materyaller alıp birkaç dakika sonra bende Gazi parka geldim , upuzun bir masa düzeni yapılmış ve masanın baş tarafı bana ayrılmıştı. Tercüman kızımızın vasıtası ile çok hoş bir sohbet toplantısı yaptık, bana bazı hediyeler verdiler, gurup olarak hatıra fotoğrafları çektik bende kendilerine Osetya ilgili Türkçe kitaplar ve kendi yazdığım Bafra Ah Bafra isimli kitabımı Viladikafkas Milli Kütüphanesi ve daha önceki yılarda Putin'in Samsun'a geldiğinde tanıştığım Ankara'daki Rus Büyük Elçiliği'nin müsteşarı dostuma imzaladığım kitaplarımı iletmeleri için kendilerine verdim. İlk fırsatta eşimle birlikte Kafkasya seyahati yapmayı planlıyoruz.
Gelelim ikinci güzel olayımıza; 20 Ekim 2009 günü cep telefonum çaldığında 1924 yılında Yunanistan'a mübadele ile giden Bafralı bir ailenin oğlu olan ve şu anda pek çok Bafralı hemşerimizin tanıyıp sevdiği Theodor Pavlidis'in ismini okudum, telefonu açtım karşılıklı hal hatır faslından sonra "Alptekin dünya ne kadar küçük aziz dostum , şu anda yanımda biri var ve şimdi seni onunla görüştüreceğim ve sen de şaşıracaksın" dedi ve siz konuşun dedi, ben alo dediğimde karşıdan "Alptekin ağbi" diyen sesi duyduğumda, vay Engin Bakan sensin ha, bu ne iştir dediğimde bana durumu kısaca özetledi, daha detaylı teferruatıda birkaç gün sonra Samsun'da anlattı . Samsun!dan birkaç kişilik arkadaş gurubu gemi ile birkaç günlük Yunan adaları seyahatine çıkıyorlar ve gemi o gün Selanik'e geliyor Engin Bakan ve bir arkadaşı eşleri ile birlikte gemiden inip önce Atatürk'ün müze evini daha sonra şehri gezmeyi planlıyorlar ve bu arada kendi aralarında yolda taksi nasıl buluruz diye konuşurlarken tesadüfen yanlarından geçen Theodor onların konuşmalarını duyunca "Sizler Türk'müsünüz diye sorunca evet Türküz cevabını veriyorlar , nereden geliyorsunuz diye sorduðunda, Samsun'dan geliyoruz dediklerinde Theodor "Aman ne güzel bir tesadüf benim ailem Samsun'dan Selaniğe mübadelede gelmiş, sizler benim hemşrilerimsiniz, yanlış duymadı isem Atatürk'ün evini görmek istiyordunuz, hiç taksi filan aramayın benim arabam hemen şuracıkta, haydi gelin ben sizleri götüreyim dediğinde Engin ve arkadaşı "Size zahmet vermeyelim, biz bir taksi ile gideriz " dediklerinde hayır sizleri ben götüreceğim deyip kendilerini arabasına alıyor, yol boyu sohbet ederlerken aşağı yukarı her yıl Samsun'a geldiğini, ramazandan 4 -5 gün önce gene Samsun'da olduðunu, pek çok tanıdığı ve dostunu ziyaret ettiğni ve Bafralı olduğunu söylediğinde Engin Bakan'ın "Peki Bafra'lı Alptekin ağabeyi tanır mısın "Soruna Alptekin Ahıshalıoğlu'ndan mı söz ediyorsun ve sen Alptekin'i nereden tanıyorsun karşı sorusuna Engin Bakan "Alptekin ağabeyle biz 15 yıl dükkan komşuluğu yaptık" diye cevap veriyor. Theodor ise Alptekin benim çok iyi dostumdur, hatta yazdığı Bafra Ah Bafra kitabında benim resmim bile vardır dedikten sonra bana telefon açıyor. Theodor o gün bizim Samsunlu arkadaşlarımızı Atatürk'ün evine götürüyor ama o gün müze ev ziyarete kapalıdır, Theodor gidip yetkililerle görüşüp ricada bulunup müze evi açtırıp bizim arkadaşlara müzeyi gezdiriyor. Ne dersiniz, dünya pek de büyük değilmiş sözü böylece doğrulanmış olmuyor mu? Anlattığım bu iki güzel tesadüf bana ne büyük keyif verdi anlatamam dostlar.
Tekrar buluşabilmek dileğiyle tüm Bafralı hemşerilerime kucak dolusu sevgiler sunuyorum.
| Diğer Alptekin Ahıshalıoğlu Yazıları |
|