Mehmet Anarat amcamızı eskiler çok iyi bilir , babamın kunduracılar sokağının başındaki dükkanına gelmeden çarşı camii aralığı olan uncular arastasındaki Tahta Mehmet’in işlettiği ihtiyarlar kahvesine uğrayıp bir kahve içip oradaki ihtiyarlarla sohbet ettikten sonra babamın yanına geldiğinde “ yine ihtiyarlar kahvesine uğradım , hepsinin ortak mevzuu ayni , birbirlerine devamlı soruyorlar ; uyku uyuyabilin mi ? iştahın nası ,? çişini edebilin mi ?
Bundan başka laf yok hep dönüp dolaşıp ayni şeyleri konuşuyorlar , vay anasını be demek yaşlılık bu , acaba biz de mi ayni olacağız İsmail diye babama sorardı . Daha ileriki yıllarda babam her yaz Yalova’da olduğu için yaz tatilinde Bafra’ya gelen babamın arkadaşları ile ilgilenmek görevi bana düşüyordu ve ben bu görevi büyük bir keyifle ifa etmeye çalışıyordum . Mesela her yaz olmasa da en büyük halam Rüveyde hanım ve eşi Güdelco’nun Mustafendi ( namı diğer Baron Mustafa , evet Mustafendi hem babaannem Dilfiruz hanımın halasının oğlu ayni zamanda da en büyük kızı Rüveyde hanımın eşi idi zamanın padişahı Abdülhamit han’ın emrinde saray adına çalıştığı yıllarda pek çok Bafra’lı hemşerimize İstanbul’da açılamıyacak pek çok kapıyı açmış has bir Bafra’lı idi ) nin damadı ve 1934 ila 1938 yılları arasında Bafra belediye başkanlığı yapmış olan Zihni Lokman , yani benim kuzenim Saadet hanımın eşi Zihni bey iki bavulla Bafra’ya gelirdi , ikinci bavulda sadece 3 adet kocaman fotoğraf albümü vardı ve her akşam o albümdeki fotoğraflar ve o fotoğraflar hakkındaki anlatım ve yorumları dinlemek benim için büyük bir keyif olurdu , o yıllarda bir kamera olsaydı da bu konuşmaları kayıt altına alabilseydim şu anda büyük bir Bafra külliyatımız olurdu . Bu fotoğraf albümleri Zihni beyin vefatından sonra iade edilmek kaydı ile eşinden alındı ama maalesef geri verilmedi ( sevgili ağabeyimiz Kemal Kopuz’un 2002 yılında yayınlanan “ Geçmişten Günümüze Bafra “ isimli kitabındaki pek çok nostaljik Bafra fotoğrafları Kemal ağabeyden sonra bu fotoğrafları alan hemşerimiz tarafından sahiplerine iade edilmemiştir , bu uyarıdan sonra da duyarsız kalınırsa bir daha ki yazımda kendisini ismen teşhir edeceğimin bilinmesini isterim , zira bu hareketi kötü bir örnek teşkil etmiş olduğundan bizlere de eski fotoğrafları getirmekten pek çok hemşerimiz imtina eder oldular , halbuki şu andaki teknoloji ile eski bir fotoğrafı ya bilgisayarda taratıyorsunuz ya da dijital makinenizin makro ayarı ile gayet sağlıklı bir kopya alabiliyorsunuz , pek çok Bafra’lı hemşerimin iş yerime uğradığında cebinden çıkardığı eski bir fotoğrafı kaydetmem bir dakika bile sürmüyor , hani bizim Bafra tabiri ile “gızım saa söliim “ deriz ya unutulmasına gönlünüzün razı olmadığı gerek olayları gerek resimleri bana aktarın sizin adınıza ikinci kitapta değerlendireyim ) Zihni bey bana eski fotoğraflarla ilgili anılarını anlattıkça kuzenim Saadet hanım ise “han hamam yapmadı bütün ömrünce yaptığı bu üç tane fotoğraf albümü oldu “ dediğinde Zihni bey celallenir ve hanım biz Bafra’nın bize verdiği bu kutsal görevi yerine getirmeye çalıştık ve çoluk çocuğumuza onurlu bir isim bırakmayı , arkamızdan hayırla yad edilmeyi düşünüp ona göre davrandık diye cevaplardı , Zihni bey haksız sayılmazdı o dönemde ülkenin en genç belediye başkanıdır pek çok yeniliğin altında imzası vardır hatta o dönemde Bafraspor futbol takımı amatör Türkiye şampiyonu olmuştur , o yıllara uzanırsak Bafra’nın altın bir çağ yaşadığı dönem olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz . Evet Mehmet Anarat amcamızdan bahsediyorduk , Mehmet amca son yıllarında evden taksiye binip bedestanın başında arabadan inip benim dükkanıma zor gelir olmuştu , saatlerce dükkanımda sohbet edip ikindi üzeri müşteriler çekilmeye başlayınca Mehmet amcayı arabama alıp tüm Bafra’yı sokak sokak gezer ve keyifle onun anılarını dinler , hatta babama sormaya çekindiğim aklıma takılan bazı konuları da kendisine sorar ve hiçbir zaman yazamayacağım müthiş cevaplar alırdım . Rahmetli babamı yolda çevirip elini öpüp hal hatır soran pek çok hemşerimizi tanıyamadığını ama bozuntuya vermeyip daha sonra kimdi bu diye sorduğunda “ baba bu filan kişi “ dediğimde “oğlum bana eskileri sorarsan her şeyi hatırlıyorum ama yeni olanları maalesef hatırlayamıyorum , hani teypteki bant bitiyor ya benim hafızamda ayni oldu diye söylerdi , babamın bu söylemini hekim arkadaşlarıma aktardığımda “ amca çok doğru söylüyor aynen dediği gibi beyin bir teyp bantı , doluyor ve yeni bir şeyi çok çok zor hatırlıyorlar diyorlardı . Bu arada gene yaşlı çınarlarımızı kaybediyoruz , bir süre önce Bafra’nın en yaşlılarından İbrahim Uncu amcayı kaybettik , birkaç gün önce de Bafra’nın ismini dünyaya tanıtan meşhur tütün tüccarı Himmet ağanın büyük oğlu Nihat Karaçocuk ağabeyi ebediyete yolcu ettik , mekanları cennet olsun . Haydi biraz havayı yumuşatalım isterseniz , rahmetli Himmet ağa ömrünün son demlerinde doğup büyüdüğü Bafra’nın Çağşur köyüne çekildi ve yaşlılığı icabı da pek yataktan çıkmaz oldu ama bu arada köy kahvesinde çok iyi 66 oynadığını bildiği şahsı evine çağırıp “ yeme içmenin alası benden , artı günlük yevmiyen de benden , sen sadece benimle 66 oynayacaksın deyip gündelikçi tuttuğu köylüsü ile akşama kadar “yoksun , bi goz vir “ deyip kağıt oynadığını bir yakınından dinlemiştim .
Sevgili hemşerilerim etrafınızdaki yaşlı akrabalarınızdan dinlediklerinizi bir yerlere not ederseniz , eski fotoğrafların kıymetini bilirseniz ilerde bu notlarla fotoğraflar bir kitap olabilir , hem siz hem de etrafınızdaki eşinizi ve dostunuzu mutlu edersiniz . Tanrıya şükürler olsun ben bu mutluluğu yaşıyorum . Bir ay kadar önce kendini emekli eden hukukçu bir ağabeyimiz dükkanıma geldiğinde “ağabey nerelerdesin aylardın yoksun “ diye sitem ettiğimde bana dönüp “ senin haberin yok aylar önce hekimler bana lenf kanseri olduğumu söylediler , doktor olan kızım ve damadım beni alıp yaşadıkları şehre götürüp orada uzun süreli bir tedavi ile beni eski sağlığıma kavuşturdular , önce Tanrıma şükürler olsun dedim , daha sonra doktor kızım ve damadıma ve de sana hep dua ettim “ dedi . Ağabey büyük geçmiş olsun ama bana dua niye dediğimde verdiği cevap gözlerimi yaşarttı “ o kemoterapiler ve radyoterapiler insanın dengesini allak bullak ediyor , işte o sıkıntılı anlarımda senin yazdığın kitap hep baş ucumda idi ve ayni hikayeyi defalarca okumam beni eski günlere götürdü ve benim hayata sımsıkı sarılmama vesile oldu işte o yüzden sana tekrar teşekkür ediyorum “ sözü her ikimizin de o anda gözlerini yaşarttı . Sevgili hemşerilerim , dostlarım herkese sağlık , mutluluk kucak dolusu sevgi ve selamlarımı sunuyorum .
Sağlıcakla kalın .
Alptekin Ahıshalıoğlu
28.Mart .2010