Reklamı Geç
Advert
TOLİKA
Gonca Vural

TOLİKA

Bacikam Al Beni-

Bu içerik 648 kez okundu.
Reklam

 

Bu gerçek hayat hikâyesini, dünyanın dört bir yanındaki kayıp insanlar için kitaplaştırmış yazar Yorgo Andreadis. Türkçeye Tanju İzbek çevirmiş. 

Ben neden seçtim merak edersiniz belki. Bu hayat hikâyesi yöremizde geçiyor, Samsun, Bafra, hatta iki şehri birbirine bağlayan eskiden Yizigöl denilen bir köyde. 

Kitabın kahramanı Kirya Sofiya, şu anda 86 yaşında ve hayatta, Yunanistan’da Selanik’te yaşamakta ve engelli bir komşumuz. Hemşerimiz daha uygun düşer aslında çünkü Yizigöl’de 1914’de doğmuş, Yani savaş zamanında yaşanan karşılıklı acıların şahidi ve acı çekeni, Bafra’dan Yunanistan’a göç etmek zorunda kalan hemşerimiz. 

Kirya  Sofia’nın ataları hep Yizigöl’de olmuşlar, Babası’na Tolmanin  Dimitro derlermiş. Hali vakti yerinde, zengin, ticaret yapan sayılı ailelerdenmiş. O zamanlarda köyün bir kesimi Hıristiyan bir kesimi Müslüman köylüymüş ve kardeşçe iyi ilişkiler içinde komşuluk yaparak yaşamlarını sürdürüyorlarmış ve ortak anadilleri Türkçe imiş. 

 Yazar, arkaik dünyanın en ünlü coğrafyacısı ve gezginlerinden olan Strabon belgelerinden faydalanarak Bafra için neler anlatmış. O Zamanlar da Bafra, zengin, kültürel ve toplumsal yapısıyla küçük bir kasabadan büyük bir kent merkezi haline dönüştü. Aynen Samsun’da olduğu gibi Bafra’da Kapadokya’dan gelenleri bünyesinde barındırmış, bağrına basmış. 

            Bafra’nın zengin ormanları vardı. Ovaları bereketli ve verimliydi. Ve birde kentle deniz arasında bir gölden söz eder ki, bol siyah havyarı ile ünlü, balıkların çok revaçta olduğu bu göl kente iki saat uzaklıktadır. Ancak yörenin en güzel ürünü, dünyanın başka hiçbir yerinde yetişmeyen, güzel kokulu tütündü. 

            Daha eskilerde ‘Bafra’ ‘Pafrai’ olarak söylenirdi. Ayrıca Bafra’da arap tütünü de üretilirdi. Mastika gibi çiğnenen Arap tütünü. Milyonlarca koyun, keçi ve mandayı içeren hayvan sürülerini otlaklarında besleyebilen Bafra’ya Türkiye’nin öteki yörelerinden de çobanlar sürülerini otlatmak için gelirlerdi. O kadar ki Bafra verimli bitki örtüsü, sebzesi, meyvesi ve ünlü tütünü ile tüm mahsulünü Avrupa’ya ihracata kadar vardırmıştır. 

Yerli Pontus’lu lar la Kapadokya’lı göçmenler kısa sürede kaynaşmışlar ve anadil olarak Türkçe kullanılıyormuş. Böylece Bafra büyüdü, gelişti ve devlete ilişkin resmi hiçbir engelleme olmadan, köyleri olan koskoca bir kent haline geldi. 

            Yüz yedi kilise, bir manastır, bir ortaokul, seksen erkek okulu, on yedi kız okulu, iki anaokulu, bir jimnastik salonu vardı. Ve toplam 4899 öğrencisiyle tüm bu öğrenim merkezlerine 90 erkek öğretmen ve 26 kadın öğretmen atanmıştı..

            Balkan savaşları, Osmanlı- Rus savaşı ve Milli Mücadelenin başladığı yıllarda karşılıklı yaşanan acılar ve göç yılları, gelenler gidenler.

 

 Kirya Sofia’nın ailesi de savaştan göçlerden nasibini almış Babasını iki ağabeyini, akrabalarını, yitirmiş. Sadece kendisi ve kardeşi Tolika ile babasının arkadaşlarının ve komşularının bulunduğu Bafra’nın Hacı Ömer köyüne doğru, kırık dökük at arabasının arkasında,  sürücüsü kötü kalpli Hüseyin’le gelmişler,

O zamanlar da Türk köyü olan  ‘ Hacı Ömer’ köyündeki hemşerileri, Türklerine sığındılar.

Danış Türkleri Kirya Sofia’nın babasının arkadaşları. Onları iyi ağırlayıp, karınlarını doyurdular.  Sürgün devam ediyor ve Hüseyin at arabasını sürer. Sofia ve Tolika arabanın arkasında, Tolika’nın tuvalet ihtiyacı gelir, Sofia’nın tüm yalvarmalarına rağmen Hüseyin arabayı durdurmaz ve Tolika’yı kolundan tuttuğu gibi arabadan aşağıya atar, hızla arabayı sürmeye devam eder. 

Sofia sekiz yaşındadır, Tolika daha dört yaşında. Sofia arabanın arkasında, Tolika’nın bacikam al beni, beni bırakma, bacikam yanına al beni çığlıklarıyla çaresizce Hüseyin’e yalvarır ama nafile gaddar Hüseyin durmaz. Sofia diğerleriyle birlikte Selanik’e yollanır. Fakat Tolika’yı bir daha göremez. Ogün bu gündür hala kızkardeşinin çığlıkları kulağından gitmez, Selanik’ten Bafra ‘da bırakılan kalp. Sofia kardeşi yaşıyorsa 82 yaşında.

Yaşıyorsa kendini, eğer öldüyse mezarını, Tolika’dan akrabalarını bulmak istiyor ve üzerimize vazife yaptığım komşumuzun hemşerimizin belki de son isteği bu. Tolika ( Anatoli’nin ) kısaltılmış isim hali. 

Hacı Ömerde kaybolan Tolika’nın bulunabilmesi için, yardımcı olabilecek tek karekteristik iz, yüzünde, bir yanağında bulunan, kocaman yuvarlak koyu renkli bir leke olması.

Evet, sevgili okuyucularım böyle bir olay duyduysanız yıllar evveline dair lütfen bana ulaşın. İnsanlık adına yaşlı son zamanlarını yaşayan bir kadının, son isteği adına, Ülkeler arası komşuluk dostluk adına, hatta daha da önemlisi gerçek hemşerilik adına.

Kitap’ta Bafra, Samsun, Amasya, Sinop, hakkında daha bilmediğimiz çok bilgi var.  Sofia ve Tolika’nın gerçek hayat hikâyelerini yürek buruntusuyla bir solukta okuduğum kitap tavsiye ederim. İnşallah Tolika’ya ait bilgilere ulaşır Sofia’ya müjdeli haberler iletiriz.

                                                                                                          Sevgiyle Kalın

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kalkınmanın temeli eğitim
Kalkınmanın temeli eğitim
2018 Yılının İlk ÜNİ-DOKAP Toplantısı Yapıldı
2018 Yılının İlk ÜNİ-DOKAP Toplantısı Yapıldı
Bursa Escort