Diplomalı anne babalar
GENÇ İŞADAMLARI ANITKABİR’DE
ZİHNİ ŞAHİN “BAFRA DEĞİŞİM VE GELİŞİM YAŞIYOR”
93. Yılı Coşkuyla Kutladırlar
Bu yazı 13 Kasım 2010, Cumartesi 16:29:20 tarihinde eklendi. 4444 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EKMEĞİN HATIRI - Alptekin Ahıshalıoğlu

Bafra hikâyeleri ve hatıraları bitmek bilmez…
EKMEĞİN HATIRI

Bafra hikâyeleri ve hatıraları bitmek bilmez… Ama arada bir de olsa, Bafra ile ilgili olmadığı halde, civarımızda yaşanan bazı güzel hatıraları da sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte bunlardan biri…

Günümüzden neredeyse 90 yıl öncesi… Meşhur “Mübadele” günleridir… Olay, Kavak İlçemizin Gülücağlı Köyü’nde geçer…

Bir Rum aile, mübadeleye tâbi olduğu için evini ve toprağını terk etmek üzere hazırlıklarını sürdürmektedir. Birdenbire kapılarına silahlı biri dayanır! Aileyi silahıyla etkisiz hale getiren kişi, aynı ilçenin Karlı Köyü’nden Çerkes Şakir’dir. Şakir, “Verin altınlarınızı ve paralarınızı!” diye bağırır bağırmaz silahlı baskının sebebi anlaşılır.

Rum ailenin reisi önce “Beş paramız yok.” dese de, Şakir'in kararlı tehditleri karşısında bir çıkı altını ve parayı gizlediği yerden çıkarıp uzatır. Şakir, çıkını alıp giderken soyulan evin reisi, “Tam yemek yiyecektik… Aç isen otur iki lokma ye de öyle git.” deyince Şakir kalakalır! Karnı gerçekten çok açtır ama yine de “Olur mu yahu?! Hem soyacağım, hem de ekmeğinizi yiyeceğim… Olmaz öyle şey!” diye karşılık verir… Soyulan Rum, “Boşver, bunu ona karıştırma! Otur yemeğini ye de öyle git.,” diye ısrar eder.

Şakir tüfeğini dizlerine yatırır, Rum aileden gaspettiği çıkını da iki bacağının arasına sıkıştırıp gelen yemeği büyük bir iştahla yer… Karnını güzelce doyurduktan sonra bacaklarının arasındaki altın ve para dolu çıkını ev sahibi Rum'a “Mahh! Al paranı!” diye fırlatır… Şaşıran Rum, “Neden almıyorsun?” diye sorunca, “Hem ekmeğinizi yiyip hem paranızı almak bize yakışmaz.” diye cevap verir. Rum ev sahibi ısrarcıdır: “Sen bu parayı al! Nasıl olsa yolda bir başkalarına soyulup bu paraları kaybedeceğiz.” dese de Şakir, kararını vermiştir: “Kim alırsa alsın da bana nasip olmasın! Allah sofranızı bereketli, yolunuzu ve bahtınızı açık etsin.” der ve çıkıp gider.

Bu hikâyenin kahramanı Çerkes Şakir'in torunu, Bafra Lisesi mezunu ve şimdi emekli Tarih öğretmeni olan Seydi Ahmet Gültekin'le sohbetimizde, “Deden acaba o çıkını geri vermese hayatınız değişir miydi?” diye sorduğumda verdiği cevap çok hoştu:

“Dedem, iyi ki o parayı almamış. Hatasından çabuk dönüp biz torunlarına güzel bir isim bıraktığı için kendisine duacıyız.”

 

           

“SÖZÜNDE DURMAK” BUDUR İŞTE

 

Söz Kavak İlçe’mizden açılmışken yine güzel bir hikâye ile devam edelim…

Kavak'ın Germiyanlı Köyü’nde yaşayan “Kelleci Hamit” diye anılan bir Çerkes hemşehrimiz, Kurtuluş Savaşı öncelerinde dağa çıkan Rum çetelerine karşı koymak için birkaç arkadaşıyla bir savunma gurubu oluşturur… Giriştiği işte önemli bir başarı da gösterir…

Günlerden bir gün, civardaki Giyalan Köyü’nden Hasan Onbaşı’nın oğlu da bu gruba katılmak ister. Kelleci Hamit, “Olmaz!” diye kesip atar; çünkü delikanlı çok genç ve acemidir. Bir çatışma çıktığı takdirde tecrübesizlik sonucu hayatını kaybedebileceği endişesi, Kelleci’nin red kararında etkili olmuştur.

Delikanlı yalvar yakar olur ama Kelleci, Nuh der peygamber demez. Bu defa gencin babası Hasan Onbaşı devreye girer; oğlunu yanına kabul etmesi için Kelleci Hamit'e öyle çok ısrar eder ki sonunda razı etmeyi başardığı Kelleci, gencin babasına şöyle bir söz verir:

“Sen hiç merak etme… Oğlunu canım pahasına koruyacağım. Bil ki oğlunun başına bir şey gelirse, ben senin karşına sağ gelmem.”

Dağlarda gezip dolaştıkları günlerden bir gün, civarda pek çok olan ve odun kömürü yapmak için kazılan boş kuyulara girip pusu kuran Rum eşkıyanın yaylım ateşine maruz kalırlar. Kelleci Hamit’in bütün uyarılarına rağmen söz dinlemeyen delikanlı, iyi siper alamadığı için vurulup ölür.

Delikanlının ölümü üzerine Kelleci Hamit siperden çıkar ve hiç sakınmadan bir yandan ateş edip bir yandan Rum çetesinin üzerine yürümeye başlar! Gözünü iyice karartan Kelleci’ye Rum çeteciler, “Hamit! Gelme üzerimize” diye seslenseler de aldırış etmez, ilerlemeye devam eder ve maruz kaldığı yaylım ateşi altında oracıkta can verir… Böylece ölen gencin babasına verdiği sözü tutmuştur.

Sözünde durmasa idi ne mi olurdu?

1970'li yılların sonlarında, Bafra'da can arkadaşlarımdan biri bana bir söz verdi, ancak elinde olmayan sebeplerden ötürü sözünü yerine getiremedi. O gün olgunluk gösteremeyerek müthiş öfkelendim… Sövsem, kendime sövmüş olurdum… Dövsem, dövemezdim; zira o biraz zordu! Bilirdim ki “Çerkes”in tepesi atarsa benim gibi iki üç kişiyi rahatça üst üste koyabilecek adamdı! Ama muhakkak bir şey yapmalıydım!

O tarihte Çarşı Camii’nin karşısındaki Vakıf İşhanı’nın altında güzel bir butiği olan arkadaşımız Karaciğer Ahmet'in karşısına, “Bana en ucuzundan bir bayan eteği ver.” diye dikiliverdim. Bir yüzü güneşte solmuş, nefti renkte naylon dokuma bir etek çıkardı. Hediye paketi yapılırken cebimden çıkardığım kartvizitin arkasına, “Sözünde duramayan erkek bu eteği giymeli.” diye yazıp paketin içine koydum ve sözünü tutamadığı için beni küplere bindiren arkadaşıma paketi gönderdim!

Tesadüf bu ya, hediye paketi eline ulaştığında, yanında birkaç arkadaşımız da varmış. Merakla paketi açarken yere düşen kartvizitimi alıp okuyorlar ve durum iyice  alevlenmiş!

O gün bu gündür bu arkadaşım, kendisine yolladığım bu eteği saklıyormuş! Eğer bir gün kendisine bir söz verir de yerine getiremezsem, “Al bu eteği sen giy!” diyecekmiş!

Aklımız başımızda iken o beklentisi sonuçsuz kalacak gibi gözüküyor! Ama bizler de yavaş yavaş yaşlılar sınıfına giriyoruz… Allah korusun, ileriki yaşlarda iyice kocayıp bunarsak belki o zaman eteği iade edebilir!

Sevgili hemşehrilerim, sürçü lisan ettikse affola…

Bu vesile ile Kurban Bayramı’nızı kutluyor, nice bayramlarda beraber olabilmeyi diliyorum.

Sağlıcakla kalın.

Yazdır Paylaş
Diğer Alptekin Ahıshalıoğlu Yazıları
BAFRA'MIZIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR
SU
YOL
OTO PARK
İŞSİZLİK
KALDIRIM İŞGALİ
ÇEVRE DÜZENLEMESİ
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı