MANŞ DENİZİNİ GEÇERKEN....

Başlıkla yazının alakası sadece Paris-Londra arasında trenle seyahat ederken yazıyor olmam

MANŞ DENİZİNİ GEÇERKEN....
MANŞ DENİZİNİ GEÇERKEN....

Bülent ARSLAN

bulent.arslan@arskom.com.tr

MANŞ DENİZİNİ GEÇERKEN....

 

Başlıkla yazının alakası sadece Paris-Londra arasında trenle seyahat ederken yazıyor olmam, konusu ise geçenlerde Milliyet Gazetesi yazarlarından Mehmet TEZKAN’ın köşesinde TUSIAD başkanı Sn Ümit BOYNER’in söyleminden esinlenerek yola çıktım. Şöyle diyor Sn. Mehmet TEZKAN; “Erkekçe çıkış” denir ya, “Cesur duruş”,”Çelik gibi sözler” ne diyelim helal olsun. Ne mi dedi? “İleride çocuklarımız Cumhuriyet tarihinin en yakıcı günlerini geçiriyorken siz ne yaptınız?” diye sorduklarında “Bizler çok mağaza açmak,  AVM’lerde en iyi yerleri kapmak için çalışıyorduk mu?” diyeceğiz. “Bir kere geldiğimiz hayat bundan ibaret olmamalıdır.” Yüreğin dile vurumudur bu... “Ekonomik başarıların tadını çıkaramıyoruz. Çünkü vicdanımız el vermiyor. Kazananlar kaybedenlerle paylaşmadıkça bizi güzel günler beklemiyor. Paralar gelsin, özgürlükler kısıtlansın, paralar gelsin gazeteciler hapse atılsın, paralar gelsin töre cinayetleri devam etsin. Oysa Türkiye insani gelişmişlik endeksinde 86. sırada.”Bu sözleri duymayalı çok yıllar oldu, kulağımızın pası silindi. Helal olsun demem bu sebeptendir. En vurucu sözünün altını bir kere daha çizelim. Çünkü sadece kendi dünyasına söylemiyor. Sana, bana, bakkala çakkala, amire memura, politikacıya, politikasıza söylüyor. Sadece paranın peşine düşünleri uyarıyor. “Bir kere geldiğimiz hayat bundan ibaret olmamalı…”

 

Bu yazıyı okuyunca hakikaten insanlığın çok ciddi boyutlarda EROZYONA  uğradığını görüyoruz. Kendi yaşamımdan bazı örnekler vererek anlatmaya çalışacağım.

 

Parmaksız Mehmet Usta,..iz bırakanlar,..

 

Sene 1957-58, İlkokul öğrencisiyim ve boş vakitlerimde ve yazları babamın işlettiği Uncular Arastası’ndaki kahvede çalışıyorum. Bizim nesil ve büyüklerimiz mutlaka hatırlayacaklardır, insanların çoğu lakaplarıyla anılır. Azimlerin Hasan, Kayıkçı Şükrü vb gibi... Parmaksız Mehmet Usta; inşaat kalfası, 1.95 boyunda, babayiğit, pehlivan gibi adam. Her akşam namazdan çıkar kahveye gelir ve babam hemen kahvesini hazırlar ve içer. Bizim kahvede sağlı sollu iki bölüm vardır ve bilhassa kışın o dönemler de bir tarafta CHP ve diğer bölüme DP taraftarları oturur ve kavgasız, dövüşsüz münakaşalar gece boyunca devam eder. Memleket kurtarılır. Babam, ev kira, kahve kira ve okula giden çocuklar ,hep zar zor geçimini temin etmiş bizleri hiçbir zaman na-merde muhtaç etmemiştir. Babam Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden 500 TL alır, bunu altı ayda geri öderken, bazen de çok sıkıştığında, kahveye gelen müdavimlerden parmaksız Mehmet Usta’dan haftaya Perşembe gün geri ödeyeceğini söyleyerek borç olarak bir altın isterdi. Dikkatinizi çekerim borç para değil, borç olarak altın isterdi. Buradaki amaç alınan paranın hiçbir şekilde değer kaybetmeden sahibine iade edilebilmesi meselesi idi. Mehmet Usta hiç tereddüt etmeden cebinden çıkartır ve babama verirdi. Karşılığında ne bir belge ve ne de bir garanti verilirdi. Babam bu altını bozdurarak işini görür ve ertesi hafta Perşembe günü (ki kasabamızın pazarıdır ve işler normal günlere göre birkaç misli fazla olurdu.) Mehmet Usta akşam namazından sonra gelir, babam hemen her zamanki gibi az şekerli kahvesini pişirir ve verirken borç olarak aldığı altını gene altın olarak iade eder ve böylece borcunu kapatırdı. Bu davranış benim hayatımda çok önemli bir yer işgal eder. İşte o dönemlerdeki en sağlam belge verilen ve iki dudak arasından çıkan söz olduğu gerçeğidir ki, bu güne baktığımızda çok şeyin değiştiğini görmek mümkündür.        


Bir başka yaşanmış olay var ki, o da hafızama kazınmış gibi yer etmiştir. 

Hyde Park, Londra’nın göbeğinde, 253 hektarlık (2,530,000 m2) bir alan, sanki şehrin akciğerlerini oluşturan yeşillikler içerinde çok bakımlı ve adeta şehrin en önemli karakteristik özelliklerini taşıyan bir yer. İnsanlar orada koşar, gezer , dinlenir, ailesi veya arkadaşları ile oyunlar oynar eğlenir. Göller, konser alanları, at binme ve bisiklet özel alanları sosyal faaliyetlerin belli bir disiplin içerisinde yapıldığı yerler vardır. Hiç ağaçlar altında kuş cıvıltıları arasında oturup avcunuzdan kuşları yemlediniz mi? Ayrıca yanınıza kadar gelen sincaplara da fındık, fıstık gibi yiyecekler ikram ettiniz mi?

Düşünebiliyor musunuz?  Çok ürkek hayvan olan serçeye avucunuzun içinden ekmek kırıntıları veya kuş yemi ile beslemenin ne demek olduğunu? Son derece ürkek bir hayvan olan sincapların insanlar arasında dolaştığını, ağaçlardan inerek insanlardan yem beklediklerini? Kaç kişi ülkemizde bir geyiğin halk parklarında insanlar arasında gezindiğini, hiç korkmadan kaçmadan sürü halinde dolaştığını(Richmond Parkı)? Evet, sadece belgesellerde dediğinizi duyar gibiyim.

 

Bir de dönelim ülkemize, bizim çocukluk yıllarımıza, bize neler öğrettiler?

İlk öğretilen sapanla kuş vurmak, veya kışın kar yağdığında elekle nasıl kuş kapanı yapılır ve avlanır. Kuşun kafasının koparılarak gövdesinden ayrılması ve tütsülenmesi nasıl yapılır. Sünnetini olmuşsan çarşıya giderken önüne çıkan bir teyzenin eline tutuşturduğu bir bıçakla bir tavuğu nasıl boğazlaman gerektiği. Bu ve buna benzer olaylar. Böyle acımasız bir davranış içerisinde hangi hayvan insanla iç içe yaşamayı bekler, tabi her zaman korkacaktır. Bize hiçbir zaman hayvanın da bir canlı olduğu öğretilmedi. Onun da kendine göre bir aklının olduğu, iletişim kurulabileceği hiç anlatılmadı. Köpeği taşlamayı, kediyi kovalamayı öğrendik. Ama ben bunların doğru olanını İngiltere’de yaşadım. Onların da bir canlı olduğunu, iletişim kurulabildiğini, beraber yaşanabileceğini geç de olsa öğrendim. Onun içindir ki, yüzlerce gencin İngiltere’ye gitmesine yardımcı oldum ve olmaya da devam ediyorum.

 

Bu gün geldiğimiz nokta da çok büyük bir değişiklik yok. Gene bakın,Türkiye insani gelişmişlik endeksinde 86. sırada.” Bu senin,benim, bakkalın, çakkalın, amirin, memurun, politikacının, işi olmalı. Sadece paranın peşine düşmemeli insanlar, çocuklarımıza saygıyı, sevgiyi, fedakârlığı, hoşgörüyü öğretmeliyiz.  Bir kere geldiğimiz hayat, sadece paradan ibaret olmamalı...”

 

Kalın sağlıcakla.   

 

 

 

 

                                                                                 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500