Reklamı Geç
Advert

Prof. Dr. TÜRK; "DİL KOPARMAK"

Prof. Dr. TÜRK; "Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil’ eden Cumhurbaşkanının buna uygun hareket etmesi, toplumun kutuplaşmasına yol açacak açıklamalardan kaçınması gerekir."

Prof. Dr. TÜRK;
Prof. Dr. TÜRK; Admin
Prof. Dr. Türk: “Anayasa’nın 104. maddesinin II. fıkrası uyarınca ‘Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil’ eden Cumhurbaşkanının buna uygun hareket etmesi, toplumun kutuplaşmasına yol açacak açıklamalardan kaçınması gerekir. 103. madde gereğince göreve başlarken içtiği andın gereği de budur.” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün (21 Ocak 2022) Cuma namazını kıldığı İstanbul Büyük Çamlıca Camiinde mihraba çıkarak yaptığı konuşmada 2017 yılında sözlerini Yaşar Gaga’nın yazdığı, Sezen Aksu’nun bestelediği ve okuduğu “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısının bir dörtlüğünde geçen “Selâm söyleyin o cahil Havva ve Âdem’e” dizelerini onlara hakaret, dinî değerleri aşağılama kabul ederek “Bunların karşısında duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Âdem Efendimize kimsenin dili uzanamaz. O dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.” dediği, bu gün basında yer alan haberler arasındadır. Bu konuda eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir değerlendirme yaptı: “Söz konusu şarkı, acısıyla tatlısıyla, gülüyle dikeniyle, aşkıyla savaşıyla, dibe vurmakla dimdik durmakla, yazın vedasıyla baharın gelişiyle, kırmızı mor yeşil renkleriyle yaşama sevincini, yaşamın güzelliğini, –adında da belirtildiği gibi– yaşamanın ‘şahane bir şey’ olduğunu anlatmaktadır. Bir dörtlüğünün bir dizesinde geçen ‘cahil’ sözcüğüne takılıp bunu tek Tanrılı dinlerin ilk insanlar olarak kabul ettiği Hz. Âdem ile Havva’ya yapılmış bir hakaret saymak, bu şarkıya hiç kastetmediği bir anlam yüklemek olur. ‘Cahil’ sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Türkçe Sözlük’te ‘1. Öğrenim görmemiş, okumamış. 2. Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan, 3. Deneysiz, genç, toy (delikanlı ve kız)’ anlamlarıyla yer almaktadır. Şarkıda geçen ‘cahil’ sözcüğü, kutsal kitaplara göre Hz. Âdem ile Havva’nın cennetten yeryüzüne gönderilmelerine, böylece dünyada insan yaşamının başlamasına neden olan olay bağlamında kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Bakara Sûresi’nin bu konudaki 35 ve 36. ayetleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yayımlanan Meâl’de şöyle Türkçeleştirilmiştir: ‘35. Dedik ki: ‘Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. 36. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, ‘Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır’ dedik’. Bu ayetlerden anlaşılacağı gibi, genç Âdem ile eşi (Kur’an’da adı geçmeyen Havva), yasak meyveyi yemelerinden dolayı dünyaya gönderilmişlerdir. Bunu yaparlarsa ‘zalim’ olacakları konusunda uyarıldıkları hâlde şeytana uyarak yasak meyveyi yemişlerdir. Olay, kutsal kitaplarda dünyadaki insan yaşamının başlangıcı olarak kabul edilir. Şarkıda da bu nedenle ‘cahil’ Havva ve Âdem’e selâm gönderiliyor. Bu sözcük, hakaret veya aşağılama için değil, mizah ve ironi olarak kullanılmıştır. Kaldı ki Anayasa’nın 25, 26 ve 27. maddeleri uyarınca herkes, düşünce ve kanaat, düşünceyi açıklama ve yayma, bilim ve sanat hürriyetlerine sahiptir. Söz konusu şarkıyı da bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Böyle olduğu hâlde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu şarkıyı söyleyen dilleri koparmanın, had bildirmenin görevleri olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı, içinde kendisinin beğenmediği bir sözcüğün geçtiği bir şarkıyı yazan ve söyleyenlerin dillerini koparma, onlara had bildirme yetkisini nereden almaktadır? Cumhurbaşkanının böyle bir görevi var mıdır? Anayasa’nın hangi maddesinde Cumhurbaşkanına böyle bir yetki ve görev verilmiştir? Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan’ın yazılmasından ve bestelenmesinden beş yıl sonra keşfettikleri bir şarkıyı fırsat olarak kullandığı bu konuşması ile yaklaşan Cumhurbaşkanlığı ve 28. dönem milletvekili genel seçimleri kampanyası fiilen, üstelik lâik Türkiye Cumhuriyeti’nde bir camide başlatılmıştır. Bu, Anayasa’nın 24. maddesinin son fıkrasında yasaklanmış olan ‘dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar’ etme yasağına aykırı bir davranıştır. Cemaati söz konusu şarkıyla yapıldığını kabul ettiği hakaretlere karşı çıkmaya çağırması, Türk Ceza Kanunu’nun 214 ve 216. maddeleri anlamında ‘Suç işlemeye tahrik’ ve ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Anayasa’nın 104. maddesinin II. fıkrası uyarınca ‘Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil’ eden Cumhurbaşkanının buna uygun hareket etmesi, toplumun kutuplaşmasına yol açacak açıklamalardan kaçınması gerekir. 103. madde gereğince göreve başlarken içtiği andın gereği de budur.”
Adem
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500