SON FAİZ İNDİRİMİ

Prof. Dr. Türk: "Bilime değil, naslara dayalı para ve ekonomi politikalarıyla enflasyon önlenemez. Ama bu arada ezilenler, özellikle dar veya sabit gelirli yurttaşlar olmak üzere büyük çoğunluğuyla halkımızdır."

SON FAİZ İNDİRİMİ
SON FAİZ İNDİRİMİ Admin
Prof. Dr. Türk: “Bilime değil, naslara dayalı para ve ekonomi politikalarıyla enflasyon önlenemez. Ama bu arada ezilenler, özellikle dar veya sabit gelirli yurttaşlar olmak üzere büyük çoğunluğuyla halkımızdır. Bunun hesabını kim verecektir? Bile bile yanlış kararlarda ısrar ederek TL’nin değer kaybından, satın alma gücünün azalmasından, o nedenle TL’den kaçıştan, büyük çoğunluğuyla yurttaşlarımızın her gün yoksullaşmasından, uğradıkları zararlardan sorumlu olanlar, bir gün bunun hesabını yargı önünde de vermek zorunda kalabilirler.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun dün (18.12.2022) politika faizi oranını 100 baz puan daha indirerek % 14’ten 13’e düşürmesi konusunda eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 4. maddesinde Banka’nın temel amacının ‘fiyat istikrarını sağlamak’ olduğu, ‘fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin’ belirleyeceği, bu Kanun’la ‘kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak’ yerine getireceği ve kullanacağı belirtilmiştir. Sekiz aylık bir aradan sonra Merkez Bankası’nın politika faizi oranını % 14’ten 13’e indirmesi, Türkiye’de enflasyon oranının % 78.62’ye yükseldiği; çıkardıkları banknotlar uluslararası ödemelerde de kullanılan Amerikan, İngiliz ve Avrupa merkez bankalarının enflasyonu önlemek için faiz oranlarını yükselttikleri bir dönemde verilmiş bir karar olarak yanlıştır. Merkez Bankası’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temelde bilime değil, naslara dayalı ‘faiz sebep, enflasyon netice’ görüşü karşısında daha fazla direne-mediği, faiz konusundaki kararları Türk Lirasının değerini de dolaylı olarak etkileyen dünyanın önde gelen merkez bankalarının son kararları doğrultusunda hareket etmek, en azından politika faizi oranını % 14’te tutmak olanağı bulamadığı anlaşılıyor. Bundan önceki faiz indirimlerinde olduğu gibi dünkü faiz indirimine de piyasanın tepkisi gecikmemiştir. Nitekim dün Merkez Bankası kararının açıklanmasın-dan sonra Dolar 18.1050 TL’ye, Euro 18.3150 TL’ye, 24 ayar gram altın 1034.50 TL’ye çıkmıştır. TL’nin diğer yabancı paralar karşısında değer kaybı, iç piyasada bütün mal ve hizmetlerin fiyatını artıran, satın alma gücünü azaltan etkisiyle son aylarda zaten çığırından çıkmış olan fiyatlara yeni zamlar olarak yansıyacaktır. Ellerindeki veya mudilerine düşük faiz ödeyen bankalardaki paraları pula dönen vatandaşlar, özellikle memur, işçi ve emekli gibi dar veya sabit gelirli insanlar her gün biraz daha yoksullaşmaktadır. Siyasî iktidarın artık bir dizi oluşturan bu tür kararlardan imalât kredilerinde faiz oranlarının düşmesi, yabancı alıcılar için Türk mallarının ucuzlaması, böylece ihracatın artması, yabancı turistlerle turizmin canlanması gibi birtakım beklentileri olabilir. Ama bunun karşılığında ithalâtın pahalılaştığı, ithalât-ihracat farkı olarak dış ticaret açığının arttığı unutulmamalıdır. Ayrıca dış alım yoluyla gelen üretim girdilerinin maliyeti artmakta ve tüketiciler, yeni zamlarla piyasaya çıkarılan malları satın almak, yurt dışına gitmek isteyen insanlar daha yüksek seyahat giderleri ödemek zorunda kalmaktadır. Bu durum, iyiye doğru bir gidiş değildir. Siyasî iktidarın enflasyonla mücadele konusundaki sözleri lâfta kalmaktadır. Bilime değil, naslara dayalı para ve ekonomi politikalarıyla enflasyon önlenemez. Ama bu arada ezilenler, özellikle dar veya sabit gelirli yurttaşlar olmak üzere büyük çoğunluğuyla halkımızdır. Bunun hesabını kim verecektir? Bile bile yanlış kararlarda ısrar ederek TL’nin değer kaybından, satın alma gücünün azalmasından, o nedenle TL’den kaçıştan, büyük çoğunluğuyla yurttaş-larımızın her gün yoksullaşmasından, uğradıkları zararlardan sorumlu olanlar, bir gün bunun hesabını yargı önünde de vermek zorunda kalabilirler.”
TÜRK
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500