PROF. DR. TÜRK "LÂİKLİĞE AYKIRI BİR PROJE"

Prof.Dr.TÜRK “İlk ve ortaöğretim kurumlarında ‘manevî danışman’ adıyla ‘imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticileri’ görevlendirmenin Türk eğitim sisteminin temelindeki lâiklikten uzaklaşmak için yeni bir uygulama başlatmaktan başka ne amacı olabilir?"

PROF. DR. TÜRK
PROF. DR. TÜRK Admin
“İlk ve ortaöğretim kurumlarında ‘manevî danışman’ adıyla ‘imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticileri’ görevlendirmenin Türk eğitim sisteminin temelindeki lâiklikten uzaklaşmak için yeni bir uygulama başlatmaktan başka ne amacı olabilir? Bu yol, bilimin ışığıyla aydınlanmış, millî kültürümüzü Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracak yol değildir.” Bir süre önce Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” adı verilen bir protokol imzalandı. Bu Protokol gereğince uygulamaya konulacak Proje uyarınca ilk, ortaokul ve liselerde “manevî danışman” adıyla imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticileri görevlendirilecek. Proje, eğitimciler ve hukukçular tarafından protesto edildi; yapılan açıklamalarda bunun lâik eğitim sistemini çökerteceği, pedagojik formasyonu olmayan din görevlilerinin eğitim-öğretim sürecine katılmasının çocukların psikolojik gelişimi için ciddî bir risk oluşturacağı belirtildi. Fakat bu açıklamaların etkisiz kaldığı, Projenin 2023-2024 ders yılından itibaren uygulamaya konulacağı anlaşılıyor. Bu konuda eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk yazılı bir açıklama yaptı. “Anayasa’nın 24. maddesinin IV. fıkrasına göre ‘Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.’ Bunun dışında ve ötesinde ilk, ortaokul ve lise öğrencilerine imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticilerince yapılacak manevî danışmanlık, din içerikli olacaktır. O nedenle böyle bir manevî danışmanlık, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin değişmez nitelikleri arasında yer alan lâiklik ilkesine ve 42. maddesinin III. fıkrasına aykırıdır. Bu fıkra şöyledir: ‘Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yeri açılamaz.’ Bu ilkeler, Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinde daha ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir: “Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, 1. Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getiren yurttaşlar olarak yetiştirmek; …” Aynı Kanun’un 12. maddesinde Türk eğitim sisteminin temelindeki lâiklik ilkesi vurgulanmıştır: “Türk millî eğitiminde lâiklik esastır.” (c. 1) Bu maddeyi ‘bilimsellik’ yönünden 13. madde tamamlar: ‘Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir.’ (f. I). İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca ‘İlkokul ve ortaokulların birlikte veya ayrı oluşlarına, büyüklüğüne, anasınıfları ve özel eğitim sınıflarının bulunuşuna göre, ilköğretim kurumlarında aşağıdaki görevliler bulunur: a) Müdür ve müdür yardımcıları, b) Öğretmenler, sınıf, branş okulöncesi eğitim, özel eğitim öğretmenleri ile gezici öğretmenler ve usta öğreticiler, c) Rehberlik uzmanları, d) Sağlık, teknik, genel idare ve yardımcı hizmetler sınıflarına dahil personel ile eğitim faaliyetlerinin gerektirdiği diğer personel’. Görüldüğü gibi, ilk ve ortaokullardaki görevliler arasında zaten ‘rehberlik uzmanları’ vardır. Liselerde de aynı durum söz konusudur. Üniversitelerin eğitim fakültelerinde rehberlik ve psikolojik danışmanlık programları vardır. O programlardan geçen uzman personel, ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev yapacaktır. Durum böyle olduğuna göre, ilk ve ortaöğretim kurumlarında ‘manevî danışman’ adıyla ‘imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticileri’ görevlendirmenin Türk eğitim sisteminin temelindeki lâiklikten uzaklaşmak için yeni bir uygulama başlatmaktan başka ne amacı olabilir? Bu yol, bilimin ışığıyla aydınlanmış, millî kültürümüzü Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracak yol değildir.”