ADALET DEVLETİN TEMELİDİR

Prof. Dr. Türk: “Mahkeme salonlarında hâkimlerin arkasındaki levhada ‘Adalet mülkün temelidir’ yazar. Bu özdeyiş, yargı önünde hiçbir kimsenin haksızlığa uğramaya-cağı, adaletin gerçekleşeceği güvencesini ifade eder. Toplumu bir arada tutan bu güvence devletin temelidir. Bu temel ne kadar sağlam olursa devlet de o kadar güçlü olur. Hiçbir kimsenin, hiçbir merciin bu temeli sarsmaya hakkı yoktur.”

ADALET DEVLETİN TEMELİDİR
ADALET DEVLETİN TEMELİDİR Admin

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Gezi davasında 4.5 yıldan beri Silivri’de tutuklu bulunan sanık iş adamı Osman Kavala hakkında “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, bu suçun işlenmesine yardım suçundan 16 sanık hakkında  18’er yıl hapis cezası verilmesi konusunda eski Devlet, Millî Savunma ve  Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir değerlendirme yaptı:

“Bu cezalar, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Türk Ceza Kanunu’nun ‘Hükümete karşı suç’ kenar başlıklı 312. maddesine göre ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçundan oyçokluğuyla verilmiş bulunuyor. Karara muhalif kalan bir  üye ise, karşı oy yazısında ‘sanıkların üzerlerine atılı suçlardan cezalandırılmalarına yeterli, her türlü  kuşkudan uzak, somut, kesin, ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlarına karar verilmesi, tutuklu sanık Osman Kavala’nın tahliyesi ile diğer sanıkların tutuklanmaması’ gerektiğini belirtiyor.

 Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması öngörülen suç, tamamlanmamış bir fiil olarak suça teşebbüsle ilgi-lidir. Aynı Kanun’un ‘Suça teşebbüs’ kenar başlıklı 35. maddesine göre ‘Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur’. 39. madde de,  değişik olasılıklara göre ‘Suçun işlenmesine yardım eden kişiye’ verilecek cezaları gösteriyor.

Şimdi sormak gerekir: İstanbul’da yaşayan, iş yeri orada bulunan Osman Kavala, bir insanın hayatını söndürecek bir cezaya çarptırılmasına yol açacak bir suça teşebbüs için buna ‘elverişli’ hangi hareketleri yaptı?   Hükümet darbesi yapmak için emrinde silâhlı kuvvetler mi vardı? Yönetime el koymak için bir gece sabaha doğru onların başına geçip motorize birliklerini, tanklarını İstanbul’dan Ankara’ya mı yürüttü?  Cezaya çarptırılması için somut kanıtlarla yanıtlanması gereken bu ve benzeri sorular, ona yardım ettikleri gerekçesiyle 18’er yıl hapis cezası verilen 16 sanık açısından  da sorulabilir.

Anayasa’mızın ‘Mahkemelerin bağımsızlığı’ kenar başlıklı 138. maddesine göre ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.’

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, toplum vicdanında derin bir yara açmış, toplumun adalete olan güvenini sarsmıştır. Mahkeme salonlarında hâkimlerin arkasındaki levhada ‘Adalet mülkün temelidir’ yazar. ‘Adalet devletin temelidir’ anlamındaki bu özdeyiş, yargı  önünde hiçbir kimsenin haksızlığa uğramayacağı, adaletin gerçekleşeceği  güvencesini ifade eder. Toplumu bir arada tutan bu güvence devletin temelidir. Bu temel ne kadar sağlam olursa devlet de o kadar güçlü olur. Hiçbir kimsenin, hiçbir merciin bu temeli sarsmaya hakkı yoktur.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500